Bazı meseleler vardır; teknik bir karar gibi görünür ama aslında şehrin ruhuna dokunur. Gümüşhane’de otogar tartışması tam da böyle bir mesele.
Otogar dediğiniz yer, sadece otobüslerin girip çıktığı bir beton alan değildir. Otogar, bir şehrin aynasıdır. Yolcunun ilk adım attığı, vedaların yapıldığı, umutların bindirildiği yerdir. Gurbete gidenin son bakışı, memlekete dönenin ilk nefesidir.
Şimdi soruyorum: Gümüşhane’ye yakışan bir otogarımız var mı?
Esnafın sesi net. “Otogar şehrin aynasıdır” diyorlar. Karşı çıkan var mı? Elbette olabilir. Herkesin farklı bir hesabı, farklı bir bakışı vardır. Ama sahada olan, siftah peşinde koşan, gelen yolcuyla doğrudan temas eden esnafın itirazını da hafife alamayız.
Yeni otogarın yeri belirlenmiş. Yerel yönetimler kendi planlamalarını yapmış. Muhtemeldir ki iyi niyetle ve uzun vadeli düşünülerek karar verilmiştir. Buna şüphe yok. Fakat mesele sadece harita üzerinde bir nokta belirlemek değildir. O noktanın şehirle kuracağı bağdır asıl mesele.
Esnaf diyor ki: “Şehirden uzak.”
Ve iki seçenek sunuyor:
Ya geçici otogar genişletilsin.
Ya da eski otogara geri dönülsün.
Bu talep duygusal bir refleks değil; ticaretin, ulaşılabilirliğin ve şehir içi hareketliliğin hesabıdır. Şehirden kopuk bir otogarın Gümüşhane’ye ne kazandıracağını doğrusu ben de tam olarak görebilmiş değilim. Belki yöneticilerin daha geniş bir perspektifi vardır. Belki ileride oluşacak bir gelişim hattı planlanıyordur. Ancak şurası kesin: Bu mesele tek taraflı çözülemez.
Otogar sadece belediyenin değil, sadece esnafın da değil. Otogar Gümüşhane’nindir.
Dışarıdan gelen biri için ikinci bir ev gibi olmalı. Soğuk bir bekleme salonu değil; “Ben bu şehre geldim” hissini veren bir mekân olmalı. Gümüşhaneli için ise gururla kullanılan bir alan… Çalışanı memnun, yolcusu huzurlu, esnafı kazançlı bir yer.
Bugüne kadar çözülememiş olması ise asıl can sıkan taraf. Çözümsüzlük, küçük şehirlerin kaderi değildir. Hele ki Gümüşhane gibi köklü bir hafızaya sahip bir memleket için hiç değildir.
Eğer ortada bir görüş ayrılığı varsa, bu bir kriz değil; bir fırsattır. Taraflar sükûnetle bir araya gelir. Rakamlar konuşulur, şehir planlaması konuşulur, esnafın kaygısı dinlenir. Ortak akıl dediğimiz şey tam da böyle zamanlarda devreye girer.
Otogar meselesi bir bina meselesi değildir.
Bu, şehrin kendine nasıl baktığı meselesidir.
Gümüşhane’nin karizmasına yakışan; uzlaşarak çözmek, konuşarak netice almak ve nihayetinde “işte oldu” diyebilmektir.
Çünkü bu şehir daha iyisini hak ediyor.