Berrin Yılmaz

Tarih: 27.02.2026 23:57

Lokomotif

Facebook Twitter Linked-in

Kendimi uzun zamandır bir lokomotife benzetiyorum.
Hani şu trenin en önünde giden, en çok görünen ama en az anlaşılanına…

Uzaktan bakıldığında manzara etkileyici:
Arkamda dizilmiş vagonlar, kalabalık, hareket, güç, ihtişam…
“Ne sağlam adam” diyorlardır muhtemelen.
Oysa kimse o vagonların yükünü tek başına taşıyan demirin kaç derece ısındığını sormuyor.

Lokomotif kalabalık görünür ama yalnız çalışır.

Herkesin yükü yerli yerinde, özgüveni tam.
“Biz bir aileyiz” cümleleri havada uçuşur.
Ama rayların üzerinde ağırlığı hisseden tek bir gövde vardır.

Benim de bir bacam var.
Dumanı gökyüzüne salıyorum.
Uzaktan bakınca heybetli duruyor;
“Ne güzel tütüyor” diyorlar.
Bilmezler ki o dumanın içinde yanmış geceler, yutulmuş öfkeler, söylenmemiş sitemler var.

Lokomotif olmak biraz yanmayı kabul etmektir.

Bir de kabin meselesi var.
Daracık bir alan. Kapısında görünmez bir tabela: “Yabancılar giremez.”
İçerisi güvenli sanılır.
Ama bazen insan kendi kabininde bile misafir gibidir.

En zor soru şu:
Direksiyonda gerçekten ben mi varım?

Raylar önceden döşenmiş.
İstasyonlar belirlenmiş.
Hız sınırı yazılmış.
Ben sadece çekiyorum.

Kimi zaman “İnmeyeceğim” diyenler iner.
Kimi zaman “Hep seninle” diyenler başka bir trene biner.
Ben ise peronda el sallayan mutluluklara şahitlik ederim.

Lokomotifin kaderi budur:
Taşır, uğurlar, devam eder.

Kime kızabilirim?
Yolcu yolcudur.
Yük yüktür.
Ray raydır.

Benim işim yürümek.

Ama şunu da öğrendim:
Yanmak zorunda olmak başka, yanmayı kutsamak başka.

Kömürü hazmetmek için yanarsın, evet.
Ama bir noktada şunu sormalısın:
Bu tren nereye gidiyor ve ben gerçekten oraya gitmek istiyor muyum?

Belki de mesele lokomotif olmak değildir.
Belki mesele, bir gün makinayı durdurup raydan inme cesaretidir.

Çünkü kim ne derse desin,
En güçlü görünenler de yorulur.
En çok taşıyanlar da bazen bırakmak ister.
Ve her lokomotifin, dumanını göğe değil kendine sakladığı bir anı vardır.

Ben hâlâ yürüyorum.
Ama artık şunu biliyorum:
Yük taşımak kader olabilir,
Ama yön seçmek iradedir.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —