*Günümüz dünyasının emperyalistleri, yarattıkları korku paranoyalarıyla kurdukları sömürü düzenlerinin yıkılmaması için her türlü şer odaklı güçlerini acımasızca kullanmaktadırlar. İşte örnekler; önce Irak, Libya, Suriye ve Filistin bitti şimdide sıra İran’da. İnsanları öldürmek ülkeleri felakete sürüklemek ve topraklarına çökmenin ötesinde gasp eden bu insanlıktan nasibini almamış emperyalistler ürettikleri pislik (lağım) çukurlarına kendileri de düşüyorlar fakat lağım fareleri gibi pisliğin, pisliğe bulaşmadığından onlara hiç bulaşmıyor. Pisliklerini her zaman mazlum ve masum insanların, toplumların üstlerine atıyorlar, atabiliyorlar!..
*İşte çok acı veren vahşetin ötesinde ki gerçeklik. Emperyalist felsefesinin oluşturduğu “Küresel Sapıklık Organizasyonu Esptein.” Bu sapıklığı ifade edebilecek sözcük hiçbir dünya dilinde yoktur sanırım. Gerçekten böyle bir canavarlığın, vahşiliğin ve vahşet nasıl ifade edilebilinir ki! Çocukların kaçırılarak bir adada tutsak ederek seks kölesi olarak çalıştırılmasının ötesinde daha dört, beş yaşlarında tecavüz edilmeleri ve organlarının satılması gibi hunharca eylemlerin yapılmasından daha kötü ne olabilir ki!.. Böyle bir eylemi gerçekleştiren ve bu eylemin gerçekleştirilmesine vesile olanların hepsi de “insan kılıklı lağım çukuru mahlukatlarıdırlar.” Bu mahlukatları başka türlü ifade edemiyorum. Belki bu ifade bile hafif kalmaktadır diye düşünüyorum. ESPTEİN denen küresel sapıklık organizasyonu için söylenebilecek çok laf var fakat yazdıkça insanın midesi bulanıyor kalbi sıkışıyor. Dehşet düşüyor!.. Burada en can acıtanı ise bir insan olarak; din, dil ve ırk ayırmaksızın tüm dünya çocuklarının kaçırılmasıdır. Tüm dünya çocukları için bir insan olarak elbette çok üzülüyorum fakat bir Türk olmamdan dolayı da sahipsiz bırakılmış olan kendi çocuklarımız için biraz daha fazla üzülüyorum işte. Ne yaparsınız hani bizde; “önce can sonra canan “derler ya ondan işte.

*Yürekleri acıtan, dehşete düşüren bu rezalete, bu canavarlığa ve bu lağım çukuru mahlukatlarına karşı dünya olarak karşı çıkmaz isek, oluşturulan bu evrensel sapıklık organizasyonunun lağım çukuru mahlukatlarının gemi azıya almışlıkları önlenemez hale geleceği de kaçınılmaz olacaktır. Bu olayları anlatırken bile insan dehşete düşüyor, tanık olmayı hiç düşünemiyorum bile.
*Bu vahşet olayın etkisinden çıkıp Ülkemizin “pürmelal” haline gelecek olursak burada da acı veren bir tablo ile karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Emekliler, enflasyon, eğitim, sağlık, tarım, hayvancılık, gıda, uyuşturucu ve geleceğimiz olan çocuklarımız ile gençlerimiz ve dahi ülke ekonomisi.
“Dert bir değil elvan, elvan.”
“Söyle hangisine yanalım biz!..”
*Bu çerçevede Türkiye’ye baktığımızda, Türk Milleti olarak tarihi birikim ve tecrübe bakımında bütün bu zorlukları aşabilecek kudrete sahipken üzerine bir ölü toprağı serpilmiş gibiyiz. Bu gün içinde bulunduğu tüm olumsuz şartlara rağmen, birçok dünya ülkesinin sahip olamayacağının da ötesinde onları kıskandıracak kadar bir birikime, bir iradeye ve bir tarihi geçmişe sahibiz. Fakat, ne yazık ki bize; Türkiye ve Türk Milleti olarak bu tarihi geçmişimizin maalesef farkında olamadığımız gibi istenildiği gibi değerlendiremediğimiz de aşikardır.
*Oysaki İslam’la bütünleşen bir millet olmanın yanında tarihi birikime sahip olarak daha doğru kararlar almak ve daha iyi analiz yapabilecek durumundayken tam tersine daha gerilere düşmekte olup tarihi birikimimize, dini ve milli değerlerimize uygun olmayan ve tarihimizde görülmedik şekilde davranışlar sergilemekteyiz. Sahip olduğumuz İslami değerler ve dahi dini–milli değerlerimiz törpülenmekte, kültürümüz yok edilmekte, ahlaki bakımdan da çökertilmekteyiz. Daha acısı da var olma ve beraber yaşama sebeplerimiz olan insani hasletlerimizi ve ahlaki değerlerimizi kaybetmekte ve bu olan biten olumsuzluklara karşı en küçük bir tepki dahi vermekten aciz duruma düşürülmekteyiz. Zaten asıl korkunç olan ve dehşete düşüren de bu olsa gerek. Tepkisiz ve vatan aidiyetini kaybetmiş olmakla karşı karşıya gelmiş ve getirilmiş olmak.
“Sahip olduğu değerleri elinden alınan bir millet, bir meydanda çırılçıplak kalan bir insan gibidir.”
*Ancak Türk Milleti, oluşan tüm olumsuz şartlara rağmen her zorluğu aşabilecek bir yapıya, tarihi birikime, iradeye ve ülküye sahiptir. Hatta tam bitti derken küllerinden yeniden doğan bir Millettir Türk Milleti. Bunu çok gerilere gitmeden yakın tarihimizde görebiliriz. “Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı gibi” Daha yakınlara gelirsek komünist Rusya’nın sıcak denizlere inme projesine karşı verilen mücadele ve sonrasında dağılan Rus emperyalizmi. Ancak görülen o ki; Türk taklidi yapan Yahudilerin, Kürt taklidi yapan Ermenilerin, Laz taklidi yapan Rumların ve Müslüman taklidi yapan İngiliz, ABD uşaklarının arasında sıkışıp kaldık mı ne!..
*Bu durumda acaba diyorum bir “Genel Seçim” kararı alınsa oluşacak seçim atmosferi, vatandaş olarak bizlerin biraz olsun nefes almamıza ve girdabına düştüğümüz paranoyalardan kurtulmamıza neden olurmu ki? Siyasetin yüklendiği veya yükleneceği medeni cesaretin yaratacağı sinerji anaforu biz vatandaşlara nasıl ve ne kadarı yansır ki! Ne kadarını yakalayabilir ve ne kadarını yaşanabilir olmasını sağlar acaba?
*Son cümle olarak tüm paranoyalardan kurtulmuş, emme basma tulumba misali, başı sallayıp ellerini kaldır–indir yapmayacak vekillerin oluşturduğu ve aydınlık yarınlara, huzurla yaşanan bir ortamı sağlayacak meclisin olması için Ya ALLAH, Ya BİSMİLLAH…
VE BİR KOCA - ULU ÇINAR DAHA DÜŞTÜ KARA TOPRAĞA
PROF. DR. İLBER ORTAYLI
1947-2026
Türk Milletinin Başı Sağolsun Bir Ulu Çınar daha düştü kara toprağın bağrına....
Allah gani, gani rahmet eylesin mekânını cennet ruhunu şad kılsın inşallah...