Gurur Yılmaz

Tarih: 26.01.2026 23:57

Hidrojen Yakıtlı Tren: Türkiye Raylarda Yeni Bir Dönemin Eşiğinde

Facebook Twitter Linked-in

Türkiye, demiryolu teknolojilerinde sessiz ama son derece stratejik bir eşiği aşmak üzere. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı öncülüğünde hayata geçirilen Hidrojen Yakıtlı Tren Geliştirme Projesi, sadece teknik bir yatırım değil; aynı zamanda Türkiye’nin yeşil ulaşım vizyonuna dair güçlü bir irade beyanı niteliği taşıyor.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun açıkladığı üzere, Türkiye ile İngiltere arasında imzalanan iş birliği protokolü, bu alandaki en somut adımlardan biri. Projenin merkezinde ise Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayi A.Ş. (TÜRASAŞ) yer alıyor. Yani bu hamle, ithal çözümlere yaslanan geçici bir model değil; doğrudan yerli mühendislik kapasitesini büyütmeyi hedefleyen kalıcı bir vizyonun ürünü.

Ankara’da düzenlenen imza töreninde, protokol TÜRASAŞ Genel Müdürü Selim Koçbay ile İngiltere’nin Ankara Büyükelçisi Jill Morris tarafından imzalandı. Ancak asıl dikkat çekici olan, bu imzanın sembolik bir jest olmanın ötesine geçmesi. Çünkü burada konuşulan şey, karbon salımını ciddi biçimde azaltan, gürültü kirliliğini minimuma indiren ve fosil yakıt bağımlılığını sorgulayan yeni bir ulaşım anlayışı.

Hidrojen yakıt hücreli trenler, yalnızca çevreci bir alternatif sunmuyor; aynı zamanda demiryolu taşımacılığında konfor, verimlilik ve sürdürülebilirlik çıtasını yukarı taşıyor. Avrupa’da örneklerini görmeye başladığımız bu teknoloji, artık Türkiye’nin de gündeminde ve üstelik “kullanıcı” değil, üretici olma iddiasıyla.

Proje kapsamında prototip üretim merkezi olarak TÜRASAŞ’ın belirlenmesi tesadüf değil. Özellikle Eskişehir Bölge Müdürlüğü’nde üretimi planlanan hidrojen yakıtlı lokomotifler, bir Ar-Ge çalışması olarak şekillenecek ve tüm fikri ve teknik hakları TÜRASAŞ’a ait olacak. Bu detay, projenin en kritik yönlerinden biri. Çünkü bu, dışa bağımlı bir teknoloji transferinden ziyade, bilgi birikimini içeride tutan bir model anlamına geliyor.

Yakıt hücresi teknolojisi ve sistem entegrasyonu gibi ileri mühendislik alanlarında uluslararası paydaşlarla yapılacak bilgi paylaşımı ise, Türkiye’nin bu alandaki öğrenme eğrisini hızlandıracak. Ama hedef net: Hidrojen teknolojilerinde sürdürülebilir bir altyapı kurmak ve TÜRASAŞ’ı bölgesel bir merkez haline getirmek.

Demiryolu yatırımlarının genellikle “ray döşemek” üzerinden tartışıldığı bir ülkede, bugün artık teknoloji, çevre ve gelecek odaklı projelerin konuşuluyor olması önemli. Hidrojen yakıtlı tren projesi, tam da bu yüzden sıradan bir ulaşım yatırımı değil; Türkiye’nin yeşil ulaşım, sürdürülebilir demiryolu ve çevreci teknoloji başlıklarında nerede durmak istediğini gösteren güçlü bir işaret.

Raylarda yeni bir dönem başlıyor. Ve bu kez lokomotifin önünde sadece hız değil, gelecek var.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —