Bugün yine çıktım sokaklara.
Ayaklarım beni bilerek mi götürdü bilmiyorum ama yolum eski konakların önünden geçti. Taş duvarların gölgesi uzamış, pencerelerin camı içine kapanmıştı. Sanki evler konuşmamak için yemin etmiş gibiydi.
Bir kapının paslı tokmağına dokundum. Soğuktu.
Eskiden bir kapı tokmağı insanı karşılar, ses verir, “buyur” derdi. Şimdi elimde kalan tek şey pas kokusu.
Hatıralar birer birer dizildi gözümün önüne.
Bir köşede asılı duran mavzer.
Bakır sininin üstündeki çizikler.
Kırık bir ibrik kolu.
Sararmış kapı eşiği.
Bir zamanlar hayatın tam ortasında duran eşyalar şimdi müze parçası gibi susuyor.
Geçen yıl karıştırdığım o eski albüm geldi aklıma. Siyah beyaz bir fotoğrafın içinden bakan yüzler… Gözlerinde ışık vardı. O ışık şimdi hangi şehrin apartman boşluğunda kayboldu, kim bilir.
Yufka açılan saç paslanmış.
Saç ayağının biri yamulmuş.
Ocağın üstünde tencere kaynamıyor artık.
Damın üstünde bir kedi bile dolaşmıyor.
En çok da buna içerledim.
Ama asıl üzüldüğüm elma ağaçları oldu.
Sonbaharda başka kokardı o ağaçlar. Dalından koparılan elmanın sesi bile başkaydı. Çocukken dişlerimizi geçirirken çıkardığımız o çıtırtı hâlâ kulağımda.
Şimdi dallar kırgın.
Sanki “Bizim için kimse gelmiyor artık” der gibi.
Bir zamanlar beton sevdası yoktu içimizde.
Toprağın kokusunu tanırdık.
Harşit’in kenarında söylenen sevda türkülerine karışırdı umutlarımız.
Rüzgârın yönünü bilirdik, bulutun dilini anlardık.
Şimdi bahçede serçe yok.
Ahırdan çıngırak sesi gelmiyor.
Süt sağımının o sabırlı ritmi duyulmuyor.
Elma kabukları kuruyup yere düşmüyor çünkü kabuk soyacak kimse kalmamış.
Karşıdan karşıya bağıran insanlar da sustu.
Belki yoruldular, belki küstüler.
Belki de şehirle birlikte onlar da içlerine göç ettiler.
Dumansız bacalar var artık.
Tütmeyen ocaklar.
Isınmayan soba demirleri.
Elma ağaçları küstü diyorum ya…
Aslında biraz da biz küstük.
Toprağa, birbirimize, hatıralara.
Ama yine de inanmak istiyorum.
Bir gün biri gelir, o paslı tokmağı yeniden çalar.
Bir çocuk çıkar bahçeye, dalından bir elma koparır.
Bir kedi yine damın üstünde gerinir.
Ve elma ağaçları küslüklerini unutup yeniden çiçek açar.
Çünkü bazı şehirler terk edilmez.
Sadece bir süre susar.