Veli Yılmaz

Tarih: 13.02.2026 01:32

Bunu Saymıyoruz

Facebook Twitter Linked-in

Misafirlik bizim toplumun en büyük sahne sanatıdır.
Herkes rolünü bilir ama kimse provasını yapmaz.

Ben en çok “gereksiz kibarlık” yapan misafirden şüphelenirim.
Hani sorarsın:

“Bir meyve suyu alır mısın?”

Cevap hazırdır:
“Varsa alayım…”

Yahu olmasa niye sorayım?
Dolabı açıp dramatik bir sürpriz mi yapacağım?
“Şaka yaptım, yok!” mu diyeceğim?

Bir de yatıya kalınca başlıyorlar performansa.
“Temiz çarşaf serdik.” dersin.
“Yok yok, ben şurada kıvrılır yatarım.”

Niye kıvrılıyorsun?
Piton musun?
Normal insan gibi uzan işte.

Misafirliğin raconu basittir aslında:
İkram edilir, kabul edilir.
Yatak hazırlanır, yatılır.
Kimse olimpiyatlarda “En Mütevazı Misafir” altın madalyası vermiyor.

Ama işin bir de öbür tarafı var.

Ev sahibi birden masada patlatır:
“Evindeymişsin gibi ye!”

Bu cümle tehlikelidir.
Alt metni şudur:
“Normalde böyle yemiyorsundur ama hadi, tutma kendini.”

Şimdi ben nasıl yiyorum?
Evde kepçeyle mi dalıyorum?
Burada çatal-bıçakla sanat icra ediyorum sanki.

Bir de kalkmaya yeltenirsin.
Montu giymişsin, vedalaşma faslı başlamış…
Ev sahibi bombayı bırakır:

“Bunu saymıyoruz!”

Neyi saymıyoruz?
Ben geldim.
Yedim.
İçtim.
Televizyonda üç dizi eleştirdim.
Çayın dibini gördüm.
Daha ne yapayım, sayaç mı bağlayalım?

Hem niye sayıyoruz ki?
Misafirlik elektrik faturası mı?

Çocukken yaşadığım bir travma var, hâlâ unutamam.

Yedi-sekiz yaşlarındayım.
Bir akşam misafirliğe gittik.
Ev sahibinin kızı…
Hayatımda gördüğüm en güzel varlık olabilir.

Yaşıtız.
Göz göze geliyoruz.
Ben mahalle dedikodularını anlatıyorum, sanki yerel haber spikeriyim.
Kız beni öyle bir dinliyor ki…
Karizma desen zirve.

Ev sahibi anneme sürekli:
“Burada kalın.” diyor.

Benim içimden havai fişekler patlıyor.
Demek ki kader, aşk, gelecek planları…

Tam o sırada annem tarihe geçecek o cümleyi kurdu:

“Kalamayız, çocuk yatağa işiyor.”

Anne.
Anne…
Bunu diplomatik bir dille de anlatabilirdin.
Mesela “Rahatsız olur” falan diyebilirdin.

Yok.
Direkt manşet.

O an aşk hayatım başlamadan bitti.
Karizma yerle bir.
Kızın gözlerindeki hayranlık, yerini bilimsel meraka bıraktı.

Misafirlik işte böyle bir şey.
Bir gecede ya yıldız olursun ya da biyografi yazılır hakkında.

Şimdi düşünüyorum da…
Belki de biz misafirliği fazla ciddiye alıyoruz.
Biraz yapay, biraz abartılı, biraz sahneli.

Oysa en güzel misafirlik,
Ne “Varsa alayım” demektir
Ne “Bunu saymıyoruz.”

En güzeli şudur:
Gelmişsin.
Oturmuşsun.
Gülmüşsün.

Yeter.

Gerisini saymaya gerek yok.

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —