*Bir “Döneğ’e”, ne dersek yeridir. Tuhaf bir ademdir kendisi, zaten ne kendisi kendini anlayabilmiştir ne de onu tanıyanlar. Memlekette genel geçer akçe olmuştur, ortalamacılık, ortalama akıl, ortalama zekâ. Bir âdem olarak güdülürken, güttüğünü sanır, yarım akıllı ortalamacıdır kendisi.
*Bir dönem koyu şucudur. Gelişen olayları kendi tarafından değerlendirir. İyi bir konuşmacı değildir ama konuşmayı çok sever çünkü kendisinin iyi bir konuşmacı olduğuna inanır.
*Gözüme görünen şeyi açıkça kaidesiz, tertipsiz ve imasız söylerim ve söylüyorum. Günümüzde kendisini savunuyormuş gibi görünenlere ve şirin görünmek isteyenlere “softa kimdir” sorusuna şöyle cevap vermişlerdir: “Onu tarife gerek yok. Onu tanır biliriz her şeye rağmen. Yürüyüşünden, duruşundan, bakışından, kaçışından tanırız. O zaten kendisini gizlemiyor ki. Çünkü gizlemesine lüzumda yoktur.
*Göbekten bağlı olmanın ötesinde ölesiye bağlılık içinde olduğu şucular onu yani döneği adam yerine koyup aday bile yapmamışlar. Zaten bu durumu görebilecek ne gurur nede omurga kalmıştır. Lakin o boş durmayıp babasının dönemindeki tüm kazanımları (karşılıksız, boş–beleş para) ve yanına aldığı aynı yerden nemalananlarında desteğini alarak elde ettiği gücü kullanarak yönetici olarak seçildi. Bugün giydiği, kanun nazarındaki medeniyet şapkası ile medeni gibi görünse de aslında hüsnü nazarında gene at gözlüğünü çıkarmayan ve çıkaramamış olan birinden başkası da değildir aslında. Bugünün medeniymiş, görünümlü olmasına karşın aslında dünkünden daha çok “aynı tas aynı hamam” havasında ve konumundadır. Ki, zamanın akışını zorlayan, kendi iddiasından başka hiçbir yeniliği sahip olmayan deliller müstesna, her yeni şeyi yani “kerameti kendinden menkul” sanan ama aslında karşısındakine de “eskidir” yaftasında yapıştırmak ısrarı ile softalıktan başka bir şey değildirin ünik örneklemesine sahip biridir.
*Biz vatandaşlar ise yeniyi hayal ederken de, kendi hususiyetleriyle teçhiz edeceği insanını; yeniliğin eseri olan teknolojik gelişmelerin ve bilimin ışığında mürekkebi kurumadan çıkaracak olmasının gerçeğiyle teyit edilecektir beklentisi içinde kavrulurken, yapılacak yeni imar çalışmaları neticesinde yeni caddelerinin, yeni meydanlarının, yeni binaların arasında, yakın bir günde, insanının mal sahibi emniyetiyle dolaştığını görmeyi arzu ederken de bu “insan” işte medeniyet camiasının içinde yaşayan medeni bir milletin medeni bir kentinde medeni hayatın, yolda yürürken, okula giderken öğreneceği ve nefes alırken bile medeni bir insan olmanın şuurunda olan, yaşadığı doyduğu yere aidiyet duyan biri olmanın ötesinde işte bu kişi ve bu insana “Omurgalı ve Onurlu insan” diyeceklerdi.
*Heyhat… şucular için verdiği mücadele sonuçsuz kalınca bucuculara gitti ve kabul edildi sonunda başkan oldu. Yalnız hülyası farklıydı. Kabul görmediği şucuculara geçmeyi düşünüyordu hep. Ne yazık ki, “Ya olduğun gibi görün ya da, göründüğün gibi ol” atasözünün tam aksine bir tutum içinde olmanın aczi yetinde kalarak şucuculara geçti. Dolayısıyla insanlar hangi karaktere sahipseler, o şekilde gözüküp hareket etmelidir. Her insanın karakteri, kişiliği, eğitim seviyesi, gelir durumu, hal ve hareketleri farklıdır. İnsan ne ise, o şekilde görünmelidir. Kendini olduğundan farklı göstermek, ancak aciz insanların yapabileceği bir şeydir. Dürüst insanlar, kendilerini olduğundan daha üstün göstermeye çalışmazlar. Olduğundan farklı veya üstün görünmeye çalışmak, insanları aldatmak demektir. Bu da ikiyüzlülüğü ve riyakârlığı doğurur. İnsanlar etrafına, olduğundan farklı görünmeye çalışıyor, her lafının başında ben diyen ve kendini öven kişileri sevmezler ve sevilmezler de.
*Doğru olan, karakterin neyi gerektiriyorsa o şekilde davranmak olmalı iken “döneklik” maalesef günümüzde revaçta olması ve cazibe merkezi haline getirilerek insan hakkının gasp edilmesine ve bunun sonucunda insan ruhunun kirlenmesine sebebiyet vermektedir. “Sahi sürüden ayrılmanın ve sürü olmaktan kurtulmanın zamanı gelmedi mi?”
UNUTMA
Ey insan denen, topraktan halkolmuş varlık !..
Bir defa olsun dur !.. Dur ve dinle bir kendini.
Kendin için hissettiklerini, bastırılmış duygularını,
İsyan içindeki düşüncelerini.
Yaz bir kenara ve sakın silme…
İnsan bu !..
Ruhu görmesin bir kere kirlenmeyi,
Unutur, unutturur sonra silkinmeyi..
Kendinden bilir hep,
Onursuzca fütursuzca yükselmeyi…
Ancak, kendini göklerde,
Bulutlar üstünde gördüğü bir zaman
Ayakçılarından, yiyince ani bir çelmeyi
Aklına gelse bile bir an,
İstememelisin merhamet dilenmeyi
Ey insan !.. Onun için,
Yükselirken alçaklaşmadan,
Alçak gönüllü olmayı,
Çıkma yukarılara, öğrenmeden inmeyi !..