Veli Yılmaz

Tarih: 10.02.2026 23:26

Aman, Takım Bozulmasın

Facebook Twitter Linked-in

Bizim memlekette bazı eşyalar vardır, alınır ama kullanılmaz.
Kullanılmamak üzere alınır hatta. Jelatiniyle yaşlanır, naylonuyla emekli olur. Eve girer ama hayata karışmaz.

Yeni bir şey alındığında ilk refleks şudur:
“Açmayalım… dursun.”

Sanki açınca kaçacak.
Sanki jelatini sökünce darılacak.

Ama işin zirvesi tabak takımıdır.
Sekiz yüz parça… Evet yanlış duymadınız, sekiz yüz. Bir düğünle bir ömür yetmesi planlanmış, hatta torunlara miras bırakılması hedeflenmiş kutsal bir seramik ordusu.

Sorarsınız:
“Niye kullanmıyorsun?”
Cevap net, tok, tartışmaya kapalıdır:
“Kırılır da… takım bozulur.”

Takım bozulur!
Sanki tabaklar akşamları gizli gizli toplanıp yoklama alıyor.
“Ali burada mı? Ayşe tamam… Eee? 327 numara nerede? Hah, işte bozulduk.”

İnsanın içinden şeytan dürter:
“Hanımefendi,” dersin, “sekiz yüz tabaktan üçü kırılsa bunu kim fark edecek?”
Kim gelip sayacak?
Kim ‘Aa bu takım eksik’ diye tespit yapacak?
Müfettiş mi çağırıyoruz eve?

Ama yok…
Takım bozulmamalı.

O tabaklar bir gün gelecek, ama ne zaman belli değil.
Çok özel bir gün.
Henüz kimseye denk gelmedi o gün.
Cumhuriyet ilanı, dünya barışı, belki kıyamet…

O gün gelene kadar tabaklar dolapta, sen ayakta.

En acıklısı da şu:
Kırılmasın diye saklanan tabaklar hiç kırılmadan eskir.
Kullanılmadan sararır.
Hayat görmeden ömür tüketir.

Oysa tabak dediğin kırılır.
Bardak çatlar.
Hayat biraz ses çıkarır.

Ama insan kırılmasın.
Sinir bozulmasın.
Ömür “aman”larla geçmesin.

Takım bozulursa bozulsun.
Zaten hayat dediğin şey biraz bozuk bir takım değil mi?

Çatlağı olmayan tabak süs olur,
kırılmaktan korkan insan da seyirci.

Ben diyorum ki:
Çıkarın o tabakları.
Kullanın.
Kırılırsa da “Canı sağ olsun” deyin.

Takımı değil, hayatı koruyun.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —