Yazıyı Sesli Oku

Berrin Yılmaz


Tespih Koptuysa


Tespih koptu mu, ipte kalan üç beş tanenin pek hükmü kalmaz.
İp gitmiştir çünkü. Dağılan dağılmıştır.

Yere saçılan taneleri avuçlayıp “Ama bak şunlar hâlâ sağlam” demenin bir anlamı yoktur.
Mesele tane değildir.
Mesele bağı tutan iptir.

Aşk da biraz böyledir.

Yıpranmış, incelmiş, her çekişte biraz daha zorlanan bir bağ…
Bir gün sessizce kopar. Ne büyük bir gürültü olur ne de dramatik bir çöküş.
Sadece “tamam” olur.

Sonra insan yerdeki duyguları toplamaya çalışır.
“Şu anı güzeldi.”
“Bu cümle gerçekti.”
“Şurada gerçekten sevmiştik.”

Doğrudur. Hepsi yaşandı.
Ama kopan şey hatıralar değil, bağdır.

Biz çoğu zaman şunu karıştırıyoruz:
Bitmiş bir ilişkinin kalıntılarına sadakat göstermeyi, duygusal olgunluk sanıyoruz.
Oysa bazen asıl olgunluk, dağılmışı kabul etmektir.

Kopan bir tespihi cebinde taşıyarak namaz kılınmaz.
Kırılmış bir kalple aynı hikâye yeniden yazılmaz.

Şunu da söyleyelim:
Her bitiş bir başarısızlık değildir.
Bazı aşklar görevini tamamlar.
Bize bir şey öğretir.
Sonra gider.

Yıpranmış bir aşktan geriye kalan duyguların değeri yok mu?
Var elbette.
Ama müzede sergilenir onlar.
Hayatın içinde değil.

Sürekli eski sayfayı çevirip aynı cümleyi okumak, yazarlık değildir.
Korkudur.

Yeni bir ip gerekir.
Yeni bir dizilim.
Belki aynı taneler, belki yenileri…
Ama başka bir düzen.

Kalp de böyledir.
Yırtılmış bir sayfayı bantlayarak roman yazılmaz.
Yeni bir sayfa açılır.
Temiz.
Bembeyaz.
Korkutucu ama umutlu.

“Ya yine koparsa?”
Kopabilir.

Hayat zaten biraz kopma riskini göze alabilenlerin cesaretidir.

Tespih koptuysa, yere bakıp ağlamak yerine ip aramak gerekir.
Çünkü mesele dağılan değil, yeniden toplayabilmektir.

Ve unutma:
Bazı bağlar koparak kurtarır insanı.

Şimdi…
O eski taneleri saymayı bırak.
Yeni bir sayfa aç.
Ve yazmaya başla.

Yorum Yazın