Yıllardır konuşuyoruz:
“Gümüşhane’yi nasıl tanıtırız?”
Broşür bastık.
Stand açtık.
Karadeniz Günleri’ne katıldık.
Horon oynadık, pestil kestik, köme dizdik.
Ama kabul edelim… Kalabalıkta mikrofon bize gelince ses biraz kısıldı. Yan stantta hamsi şov, öbür tarafta yayla manzarası dev ekran… Bizim masa biraz mütevazı kaldı. Eleştiriler geldi. “Daha iyisi yapılabilirdi” dendi.
E peki ne yapacağız?
Ben söylüyorum:
Bir hemşehriyi doğrudan prime time’a bırakacağız.
Evet, plan net: Survivor Türkiye’ye bir Gümüşhaneli göndereceğiz.
Ama öyle sıradan biri değil. Bu iş gönül işidir. Bu iş strateji işidir. Bu iş memleket sevdası işidir.
Aklımdaki isim belli:
Tamer Ünsal.
Futbol geçmişi var. Dernek tecrübesi var. En önemlisi, damarlarında Gümüşhane dolaşıyor.
Şimdi gözünüzün önüne getirin:
Ada konseyinde Acun Ilıcalı soruyor:
“Tamer, bugün nasılsın?”
Tamer Ünsal cebinden kimliğini çıkarıyor.
“Acun Bey,” diyor, “bu kimlikte ne yazıyor?”
Acun bakıyor.
“Gümüşhane.”
Tamer dönüyor kameraya:
“İşte mesele bu.”
Bakın, tanıtım dediğin budur.
Adada ödül mü kazandı?
“Bu balığı Kürtün’de yeseydik daha lezzetliydi,” diyecek.
Parkurda mı koşuyor?
“Torul rampasında büyüyen adam için bu parkur ısınma turu,” diyecek.
Aç mı kaldı?
“Biz kömeyle üç gün dayanırız,” diyecek.
Bir süre sonra yarışmacılar kendiliğinden soracak:
“Bu Gümüşhane tam olarak neresi?”
Harita açılacak. Google aramaları artacak.
Bir anda sosyal medyada trend topic: #GümüşhaneNerede
Tanıtım bütçesi mi?
Sıfır.
Etkisi?
Milyonluk.
Çünkü mesele bazen fuar standı değil; doğru platformdur.
Biz yıllardır anlatmaya çalışıyoruz. Oysa bir Gümüşhaneli adada iki hafta kalsa, memleketi öyle bir anlatır ki turizm master planı kendiliğinden yazılır.
Şaka bir yana…
Tanıtım biraz özgüven işidir.
Kendi değerini yüksek sesle söyleme cesaretidir.
Bizim sorunumuz belki de bu: Fazla mütevazıyız.
“Bizim oralarda da güzel yerler var” diyoruz.
Yok öyle.
“Bizim oralar güzel,” diyeceksin.
Nokta.
Belki Survivor planı mizah.
Ama içindeki fikir gerçek:
Gümüşhane’yi anlatacak, memleketini gururla taşıyacak yüzleri öne çıkarmak zorundayız.
Yoksa her sene stantta pestil kesmeye devam ederiz.
Ve bir gün gerçekten bir hemşehrimiz çıkıp konseyde kimliğini kaldırırsa, bilin ki bu yazı sadece şakaydı demeyeceğim.
“Demiştim,” diyeceğim.

