Mehmet Salih Sümbül


Sevgi mi, Saygı mı, 14 Şubat mı?


Belki de en çok tükettiğimiz kelime “sevgi” oldu.
O kadar çok söyledik ki, içini boşalttık.
Saygı mı? Onu çoktan vitrinden kaldırdık. Tozlu bir rafa koyduk, lazım olursa indiririz diye.

Şimdi takvim 14 Şubat’ı gösteriyor. Kırmızı kalpler, kampanyalar, indirimli hediyeler… Peki gerçekten neyi kutluyoruz? Bir duyguyu mu, bir alışkanlığı mı, yoksa bir günlüğüne hatırladığımız bir sorumluluğu mu?

Sevmek elbette güzel. Hem de zor bir iş. Dikenli bir gül bahçesine birlikte girmeye razı olmak gibi. Canın yanacağını bilerek elini uzatmak gibi. Çünkü sevgi sadece güzel fotoğraflar değildir; sabırdır, emektir, susmayı bilmektir. Sevgi, bazen haklıyken bile alttan almaktır. Saygıysa o sevginin omurgasıdır. Onsuz ayakta duramaz.

Ama biz ne yapıyoruz?
Bir güne sıkıştırıyoruz her şeyi.
Bir demet gül, bir kutu çikolata, belki pahalı bir saat… Ertesi gün yine eski kırıcı cümleler, yine yükselen sesler. Dün “aşkım” dediğine bugün suskunluk. Sevgi bu kadar ucuz mu gerçekten?

Toplumsal gerginliğin tavan yaptığı bir dönemdeyiz. Haberleri açıyoruz; kadın cinayetleri, dağılan yuvalar, gözleri dolu çocuklar… Birbirini anlamayı bırakmış insanların dünyasında 14 Şubat neyi kurtarabilir? Oysa sevgili dediğin önce anlayabilmektir. Yumuşak konuşabilmektir. Karşındakini incitmeden fikrini söyleyebilmektir. Bazen sadece susup dinleyebilmektir.

Sevgi, bir karşı cinse indirgenemeyecek kadar geniştir.
Sevgi; annenin sabah erkenden hazırladığı kahvaltıdır.
Babanın sessizce omzuna koyduğu eldir.
Eşinin yorgun bir günün ardından “geçer” diyen bakışıdır.
Çocuğunun sana sarılırken kurduğu o güvenli dünyadır.

Ve belki de en çok unuttuğumuz şey şu: Sevgi bir gösteri değil, bir haldir. İçinde hoşgörü yoksa, sabır yoksa, merhamet yoksa geriye sadece süslü cümleler kalır.

Yıldızlara bakarken hepsinin tek başına parlamadığını biliriz. Gökyüzü birlikte güzeldir. İnsan da öyle. Tek başına güçlü olabilir ama birlikte anlamlıdır. Sevgi de tam burada başlar; “ben”i “biz” yapabildiğimiz yerde.

14 Şubat elbette kutlansın. Gül alınsın, mesaj atılsın, yüzler gülsün. Ama ertesi gün de aynı özen devam edebiliyorsa o zaman anlamlıdır. Sevgi bir güne sığmaz; sığdırmaya çalıştığımızda taşar, eksilir, kırılır.

Asıl mesele şu:
Bugün sevdiğine güzel söz söyleyebiliyor musun?
Yarın da söyleyebilecek misin?

İşte 14 Şubat’ın gerçek sınavı tam da burada başlıyor.

Yorum Yazın