Dünyanın en meşhur elmalarından biri yenmedi, turşusu kurulmadı, pazara da gitmedi. Bir bilim insanının kafasına düştü.
O bilim insanının adı da malum: Isaac Newton.
Rivayet odur ki Newton bir elma ağacının altında otururken kafasına bir elma düşer. Normal bir insan olsa muhtemelen başını ovuşturur, “Bu ağaç da amma bereketliymiş” deyip geçerdi. Ama Newton farklı bir adamdı. O elmayı yerden alıp yemedi; düşüşünü düşündü.
“Bu elma neden yukarı gitmedi de aşağı düştü?” diye sordu.
Ve insanlık o sorunun ardından yerçekimi kanununu öğrendi.
Şimdi gelin meseleye biraz Gümüşhane tarafından bakalım.
Bizim memlekette de elma bahçeleri var. Hem de az değil. Ama düşünmeden edemiyor insan:
Her Gümüşhaneli bir elma ağacın…
[01:24, 17.03.2026] AĞA: Gün Yüzü Hariç Bütün Yüzleri Gördük, Çok Şükür
İnsan ömrü tuhaf bir yolculuk. Yıllar geçtikçe fark ediyorsunuz ki, aslında hayat dediğimiz şey biraz da yüz koleksiyonu yapmak gibi.
Her gün yeni bir yüz görüyorsunuz.
Öyle yüzler var ki insanın aklına kazınır. Bir kaş kalkışı, bir dudak bükülmesi… Sanki bütün hayat hikâyesi o iki mimik arasına sıkışmış gibi.
Ben mesela hayatım boyunca çok yüz gördüm.
Sevinç yüzü gördüm.
Üzüntü yüzü gördüm.
Birinden borç isterken takınılan yüzü gördüm.
Borç verirken takınılan bambaşka bir yüzü de gördüm.
Ama itiraf edeyim…
Gün yüzü hâlâ nasip olmadı.
Bu memlekette insanın başına öyle şeyler gelir ki bazen sabah kalkıp aynaya bakarsınız ve içinden şu soru geçer:
“Biz bu hayata ne zaman başvurduk?”
Mesela bir sabah elek…
[01:49, 17.03.2026] AĞA: “Piyango Bana Çıksa Var Ya… Mahallenin Bill Gates’i, Elon Musk’ı ve Biraz da Hayırseveri Olurum!”
Bizim memleket insanının en sevdiği spor dallarından biri nedir biliyor musunuz? Futbol falan değil… piyango hayali kurmak.
Cepte para yok, kira günü yaklaşmış, çay bile veresiye… ama konu açılınca herkes dünyanın en büyük yatırımcısuna dönüşür.
— “Abi şu piyango bi tutsa var ya…”
— “Önce bir ev alırım. Sonra son model araba… Çocukları Avrupa’da okutacağım. Biraz arazi alırım. Bir kısmını yatırım yaparım. Ruslarla da ticarete girerim…”
Yanındaki hemen gazı verir:
— “Abi hayır işlerini unuttun.”
— “Yok be koçum, olur mu öyle şey! Bir okul, bir de cami yaptırırım.”
Ortam bir anda saygı moduna geçer:
— “Abi sen çok büyük adamsın ya.”
Abi de havaya girer:
— “Sağ ol kardeşim… Bir sigara versene.”
Paketi uzatınca hemen uyarı gelir:
— “Bak piyango çıkarsa koklatmam ona göre.”
— “Yak abi.”
— “Kuru kuru gitmez, bir de çay söyle.”
Beş dakika önce cebinde 3 lira olan adam, piyango çıkmamış parayı bile dağıtmaya başlamıştır.
Mahallede herkes görevini alır: biri sağ kol, biri muhasebeci, biri de “en birinci adam”.
Sonra konu bir anda derinleşir. Çünkü bizim millet para yokken bile dağıtma konusunda çok yeteneklidir.
Gerçekten düşünün:
Otuz yıl asgari ücretle çalışmış bir adam, iki gün sonra milyoner olarak uyanırsa büyük ihtimalle şok geçirmez. Çünkü bütün hayatı zaten şöyle geçmiştir:
“Piyango bana çıkarsa ne yaparım?”
Yani adam yıllardır mental hazırlık yapıyor.
Ama işin bir de başka tarafı var. Batı’da insanlar çocukluktan itibaren yeteneklerine göre eğitiliyor, meslek sahibi oluyor. Bizde ise bazen insanlar yönlendirilmediği için hayatın ortasında kalabiliyor. Mesleksiz insanın hayata tutunması zor oluyor.
Bir de şu var: Para gelince savurmak kolaydır ama para yokken bile hayali savurmak ayrı bir yetenek.
Bir bakarsınız kahvede biri konuşuyor:
— “Abi bana 80 trilyon çıksa yine çalışırım.”
Niye?
— “Hazıra dağ dayanmaz.”
İşte burada mesele biraz da insanın hırsı ve beklentileri.
Dinlerde buna “uzun emel” denir; yani sürekli yarını, öbür günü, daha sonrasını düşünmek. Halbuki insan bazen bugünün kıymetini bilse belki daha huzurlu yaşayacak.
Bugün psikolojide buna anksiyete diyorlar. Yarın ne olacak, para yetecek mi, işler kötü gider mi… Bu düşünceler insanı yiyip bitiriyor.
Anadolu’da bunun cevabı kısa ve net:
“Açın mezarı var mı?”
Yani kimse açlıktan mezara girmemiş.
Rızık bir şekilde geliyor.
Şans oyunlarına gelince…
Millet bir yandan der ki:
“Hay’dan gelen Hu’ya gider.”
Ama bir yandan da gidip loto kuponu doldurur.
E madem güvenmiyorsun o paraya, niye umut bağlıyorsun kardeşim?
Neyse…
Ben yine de söyleyeyim:
Belki yarın size de çıkar.
Sonuçta umut dediğin şey… fakirin en ucuz yatırım aracıdır.

