Yazıyı Sesli Oku

Mehmet Salih Sümbül


Gümüşhane Kazan, Biz Kepçe


Bir şeyi baştan söyleyelim:
Sorun yazmak muhalefet etmek değildir.
Sorun varsa konuşulur. Konuşulmayan mesele ya büyür ya kokar.

Halının altına süpürülen dert, orada çiçek açmaz. Toz olur, kabarır, bir gün insanın yüzüne çarpar.

Gümüşhane tam da böyle bir eşikte duruyor.
Biriken başlıklar var. Herkes biliyor. Herkes konuşuyor. Ama kimse kepçeyi kazanın içine daldırıp “Hadi bakalım, buradan başlayalım” demiyor.

İşsizlik: Gençler Bavulunu Topladı

Bu şehirde en hızlı büyüyen sektör bavulculuk.
Gençler mezun oluyor, iki fotoğraf çekiliyor, sonra bir şehirlerarası otobüs terminali hatırası… Ardından gidiş.

“İş var” diyenler çıkıyor elbette.
Sorum şu:
Hayat kalitesini artıran bir iş mi?
Yoksa karın doyuran ama umut aç bırakılan bir düzen mi?

İş sadece maaş değildir. İş; sosyal hayat, kültür, nefes, gelecek planıdır.
Bir şehirde kaç kişi gerçekten “Ben burada mutluyum” diyebiliyor, asıl mesele bu.

Göç: Rakamlar Konuşuyor

TÜİK verileri ortada.
Nüfus azalıyor. Şehir merkezi 50 binin altına düşmüş durumda.

Bu bir tesadüf değil.
Bu bir tercih değil.
Bu bir sonuç.

Nedenini bilmeyen yok. Ama çözüm masasında hâlâ klasik cümleler uçuşuyor.
Sorunun ucuna dokunmadan çözüm olmaz. Temennilerle şehir büyümüyor.

Tarım ve Hayvancılık: Unutulan Anahtar

Bu topraklar üretim görmüş topraklar.
Yaylası var, suyu var, emeği var.

Son açıklanan hayvancılık projeleri bir fırsat olabilir. Ama fırsat, dosyada durduğu sürece sadece kelimedir.
Eylem planı şart.

Alternatif ürünler, kısa sürede pazarlanabilir katma değeri yüksek üretim modelleri…
Kendi toprağına dönüş ancak gerçek bir kazançla olur. “Hadi köye dön” demekle değil.

6. Bölge: Kağıt Üzerindeki Avantaj

Gümüşhane’nin yıllardır kanayan başlığı.
6. Bölge teşvikleri kâğıt üzerinde altın gibi duruyor.

Peki sahada?
Ne kadar yatırım geldi?
Ne kadar istihdam oluştu?

Avantaj anlatmakla değil, sonuçla ölçülür.
Şehir bu teşvikin gerçek karşılığını görmek istiyor.

Turizm: Potansiyel Çok, Performans Zayıf

Defalarca söyledik:
Bu şehir bir turizm şehri olabilir.

Tarihi var. Kültürü var. Doğası var.
Ama potansiyel ile performans arasında ciddi bir boşluk var.

Sorulması gereken soru şu:
Bu kadar avantaj neden artıya dönüşmüyor?

Turizm sadece tabela asmak değildir. Planlama, tanıtım, sürdürülebilirlik işidir.

Ulaşım: Kilitli Kapı

Gümüşhane konum olarak stratejik bir noktada.
Ama yıllardır konuşulan Tirebolu–Torul yolu hâlâ beklemede.

Sahile açılan kapı kilitli.
Somut bir takvim yok. Net bir hedef yok.

Altyapı gelişmeden yatırım gelmez. Bu kadar basit.

Yaylacılık: Sahip Çıkamazsak Kaybederiz

Yaylalar sadece manzara değildir.
Ekonomidir. Kültürdür. Hayvancılığın kalbidir.

Kontrolsüz yapılaşma, orman tahribatı, meraların hoyrat kullanımı…
Bunlar geri dönüşü zor yaralar açar.

Bu topraklara herkes gelebilir. Ama kontrolsüzlük kimseye fayda sağlamaz.

Otogar: Şehrin Aynası

Bir şehre ilk adım attığınız yer önemlidir.
Otogar, vitrindir.

Ama hâlâ çözülemeyen bir görüntü var ortada.
Gözü kamaştırmak yerine rahatsız eden bir tablo.

Betonlaşan Gümüşhane

Sarp arazi üzerine kurulmuş bir şehir.
Alan sınırlı.

Ama son dönemde göze çarpan beton sevdası yeşili zorluyor.
Mimari korunmalı. Doğa korunmalı. Denge sağlanmalı.

Çünkü şehir dediğimiz şey sadece bina değildir.
Ruhudur.

Gümüşhane kazan.
Biz kepçe.

Ama kepçe kazana değmeden yemek pişmez.

Bu yazı bir sitem değil.
Bir çağrı.

Bir şehir konuşuldukça büyür.
Görmezden gelindikçe küçülür.

Tercih bizim.
 

Yorum Yazın