Yazıyı Sesli Oku

Berrin Yılmaz


En Çok Beyaz Kirlenir


En çok beyaz kirlenir.
Çünkü beyaz, görünür olandır. Üzerine düşen her gölgeyi ele verir, her izi ifşa eder. Siyahın sakladığını saklayamaz, koyu renklerin gizlediğini örtemez. Beyazın kaderi budur: Temiz kalmaya çalıştıkça daha çok lekelenmek.

Beyaz masumdur derler. Oysa masumiyet en ağır yüktür. İnsan, beyazı gördüğünde ona kusursuzluk yakıştırır. Bir hata yapma hakkı tanımaz. Bir çizik bile fazladır ona. Sanki beyaz, insan değil de bir idealdir. Oysa hiçbir beyaz sonsuza kadar beyaz kalmaz.

Hayat da böyledir.

İnsan bazen tertemiz başlar bir yola. İnancı berraktır, niyeti durudur. Sonra bilmediği savaşların ortasında bulur kendini. Kimin attığı belli olmayan sözler, kimin sıçrattığı bilinmeyen renkler bulaşır üzerine. 
Savunmaya geçer. Silmeye çalışır. Üstünü örter. Ama ne kadar saklarsa saklasın, göz ilk önce lekeye takılır.

Ve bir gün beyaz, beyaz olmaktan çıkar.

Siyaha dönüşmez. Dönemez. Çünkü içinde hâlâ aydınlıktan bir parça taşır. Ama eski saflığına da kavuşamaz. İşte o arada kalmışlık griyi doğurur. Ne siyah sahiplenir onu ne beyaz bağrına basar. Gri, kalabalığın ortasında tek başına kalmaktır. Gri, anlaşılmamaktır. Gri, yorulmaktır.

Yalnızlığın rengi gridir.

Birçok hayat, tam da bu yüzden kendi griliğinde kaybolur. Ne tamamen vazgeçebilir ne de tamamen umut edebilir. Işığa küsmüştür ama karanlığa da teslim olmaz. Askıda kalmış bir ruh hâlidir bu. Yarım kalmış cümleler gibi, tamamlanmamış hayaller gibi.

En çok beyaz kirlenir…

Çünkü en çok ona bakarız. En çok ondan bekleriz. En çok onda hayal kurarız. Ve en küçük lekeyi bile büyütürüz gözümüzde. Oysa kim bilir, belki de o lekeler yaşanmışlığın izidir. Belki de beyazı olgunlaştıran, tam da o izlerdir.

Ama insan şunu anlar bir süre sonra:
Gri bir hayatta yıldızlar gerçekten daha sönük görünür. Çünkü insanın içindeki ışık azalmıştır. Işık azalınca, renkler de anlamını yitirir.

Yine de umut şudur:

Beyaz her zaman yeniden doğmaz belki ama insan, kendi içindeki ışığı artırabilir. Lekeleriyle barıştığında, gri bile başka bir tona bürünür. Belki tam beyaz olmaz ama sahici olur. Ve sahicilik, kusursuzluktan daha değerlidir.

En çok beyaz kirlenir, evet.
Ama en çok beyaz hatırlanır.

 

Yorum Yazın
Yorumlar
Zeynep Kılıç
24.02.2026
Gri, kalabalığın ortasında tek başına kalmaktır." Bu cümle o kadar derin ki... Uzun zamandır hissettiğim ama kelimelere dökemediğim bir duyguyu anlattınız. İnsanın en çok yorulduğu an, ne tam siyah ne tam beyaz olabildiği o gri alanda kalmak sanırım. Kaleminize sağlık.
Elif Yıldız
25.02.2026
Belki de o lekeler yaşanmışlığın izidir." Bu bakış açısı çok güzel. Kusurlarımızla barışmak, onları birer leke olarak değil de hayatın bize kattığı derinlik olarak görmek... Olgunluk bu olsa gerek. Yazınız için teşekkürler. Kaleminize sağlık Berrin hanım tebrikler....
Ayşe Öztürk
25.02.2026
En çok beyaz kirlenir çünkü en çok ona bakarız." Hayatın acı gerçeği. İnsanlar en temiz kalplilere en çok kötülük yapıyor. Onların saflığını zayıflık sanıyorlar. Oysa beyaz kirlense bile aslını kaybetmez. İçinde hep bir ışık taşır.
Saliha Ergün
25.02.2026
Çok güzel bir yazı. Özellikle "Gri, anlaşılmamaktır" kısmı çok dokundu. Kendini anlatamayan, anlaşılamayan herkesin rengi gri. Ama dediğiniz gibi, lekelerimizle barıştığımızda gri bile başka bir tona bürünüyor. Umut verici.
Vahide Haliloğlu
26.02.2026
Beyaz herzaman saflığı temizliği dile getirir ama insanoğlu çok çabuk Karalar grileştirsede başaramaz yeniden beyaza dönerek ışıldamaya başlar , çok doğru eline kalemine sağlık sevgili kardeşim tebrikler