Yazıyı Sesli Oku

Berrin Yılmaz


Ben Bunca Giden Gördüm Ama En Çok Seni Özlüyorum Benim Güzel Çocukluğum…


Hayat insana erken yaşta vedayı öğretiyor.
Önce oyuncaklar kayboluyor. Sonra mahalleler değişiyor. Bir bakıyorsun en yakın arkadaşın başka bir şehre taşınmış. Bir bakıyorsun büyümüşsün.

Ben çok giden gördüm.
Kapıyı çarpıp çıkanlar, sessizce uzaklaşanlar, “Bir gün mutlaka görüşürüz” deyip bir daha hiç aramayanlar… Hepsine bir şekilde alıştım.

Ama en çok seni özlüyorum çocukluğum.
En çok seni.

Çünkü sen giderken haber vermedin.
Bir sabah uyandım ve artık hiçbir şeye safça inanmıyordum.

Onca vedalara sahne oldu ömrümüz. Kimi zaman biz kaldık, kimi zaman biz gittik. Ama şunu anladım: Bir ilişki bittikten sonra kimin bitirdiğinin hiçbir önemi yok. Çünkü giden de kaybeder, kalan da. Ayrılık tek kişilik bir acı değildir. İki tarafın da hayatından bir parça eksilir.

En azından bir hatıra düşer geçmişe.

Bir zamanlar aynı cümleye gülen iki insan, yıllar sonra aynı şehirde bile yürüyemez olur. Ama o eski kahkahalar bir yerlerde kalır. İşte o yüzden kayıplar asla tek taraflı değildir.

Yine de insan en çok neyi özlüyor biliyor musun?

Kendini.

Ben en çok çocukluğumdaki halimi özlüyorum. Kırılınca hemen tamir olan kalbimi. Küstüğüm arkadaşımın kapısına beş dakika sonra dayanan cesaretimi. Yere düşüp dizimi kanattığımda ağlayıp rahatlayabilme özgürlüğümü.

Şimdi öyle mi?

Şimdi düşüyorsun, ayağa kalkıyorsun, üstünü silkeliyorsun… Ama ağlayamıyorsun. Çünkü güçlü görünmek zorundasın. Çünkü herkes büyümüş olmanı bekliyor.

Oysa ben o tozlu sokakları, akşam ezanında eve çağrılmayı, annemin sesini, babamın gölgesini özlüyorum. En çok da hiçbir şey için fazla düşünmemeyi. Hayatı hesaplamadan yaşamayı.

Biz büyüdükçe seçenekler çoğaldı sanıyoruz.
Oysa iki seçeneğimiz var arkadaş:

Ya gidenlere takılıp kalacağız…
Ya da içimizdeki çocuğu kaybetmeden yürümeyi öğreneceğiz.

Geçmişe saplanmak kolay. “Ah” deyip iç çekmek, eski fotoğraflara bakıp saatlerce susmak kolay. Zor olan, o güzel çocuğu yanına alıp bugüne taşımak.

Ben artık şunu biliyorum:
Giden herkes biraz iz bırakır. Ama en derin izi zaman bırakır. Ve zaman en çok çocukluğu alıp gider.

Belki de bu yüzden en çok seni özlüyorum benim güzel çocukluğum.
Çünkü sen varken kalbim daha hafifti.
Çünkü sen varken dünya daha az karmaşıktı.
Çünkü sen varken ben daha bendim.

Şimdi büyüdüm.
Ama içimde hâlâ dizleri yaralı bir çocuk var.

Onu kaybetmeden yürüyebilirsem, işte o zaman hiçbir giden beni gerçekten eksiltmez.
 

Yorum Yazın
Yorumlar
İlknur okçu
3.03.2026
Harikasın Berrin ablacım
güler birik
3.03.2026
aynen gercek hayat hikayeleri 👍👍👍❤️🧿
Aktan Alagöl Özata
3.03.2026
Sevgili Berrin Hanım ,yazınız öylesine içime dokundu ki kelimelerle anlatmam mümkün değil…Hala çocukluğumun , gençliğimin kaldığı yerde olmayı düşlerim.Bu duygular ve özlem yazınızda o kadar güzel ,anlamlı dile getirilmişki insanı o yıllara götürüyor .Yürekten kutluyorum. Başarınız daim olsun…👍🏼👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻🧿♥️
Ayça Kurt
3.03.2026
“En çok seni özlüyorum çocukluğum” cümlesi kalbime dokundu. Hepimiz birilerini özlediğimizi sanıyoruz ama aslında en çok kendimizi özlüyoruz. Kaleminize sağlık Berrin Hanım.
Zeynep Kaya
3.03.2026
Yazıyı okurken kendi çocukluğum gözümün önünden geçti. O tozlu sokaklar, akşam ezanı, annemin sesi… İnsanın içini hem ısıtan hem burkan bir yazı olmuş.
Hayriye Aydın
3.03.2026
“Şimdi düşüyorsun ama ağlayamıyorsun” kısmı çok gerçekti. Büyümek bazen susmayı öğrenmek demek galiba. Çok içten, çok samimi bir yazı.
Emine Şahin
3.03.2026
Hem hüzünlendim hem umutlandım. Çünkü yazının sonunda hâlâ içimizde bir çocuk olduğunu hatırlattınız. Bu umut bile yeter.
Asuman Sezginer
3.03.2026
Berrinim yine çok dokunaklı bir yazı yazmışsın. Yüreğine sağlık canım benim. ❤️
Dilek Ergür
3.03.2026
Herkesin içindeki çocuğa seslendin, hatırlattın Berrincim. Kalemine ve emeğine sağlık 👏👏👏👏
Duygu Uras
3.03.2026
Tebrik ediyorum Berrinciğim👏🧿❤️
Aylin Koç
3.03.2026
Bu yazı sadece bir köşe yazısı değil, bir iç yolculuk. Okurken insan kendi kalbiyle yüzleşiyor. Kaleminize sağlık Berrin Yılmaz.
Derya Nur Aksoy
3.03.2026
Yazıyı okurken gözlerim doldu. Çocukluğumu değil, o zamanki kalbimi özlediğimi fark ettim. Çok zarif ve derin bir anlatım olmuş. Kaleminize sağlık Berrin hanım tesbih ile ilgili Yazınızda aklımdan çıkmış değil
Gülşah Erdem
3.03.2026
Bir sabah uyandım ve artık hiçbir şeye safça inanmıyordum.” Bu cümle beni yakaladı. Büyümek bazen inancını yavaş yavaş kaybetmek demek galiba.
Vahide Haliloğlu
3.03.2026
En çok özlenen çocukluğum adlı kitabında yine harikalar yaratmış olman duygularını en ince noktasına kadar ifade etmişin Berrinciğim yüreğine, kalemine sağlık başarılarının devamını diliyorum
Merve Su Çakmak
3.03.2026
O tozlu sokakları, akşam ezanında eve çağrılmayı ben de özlüyorum. Yazı sanki hepimizin ortak hatırasını anlatmış gibi.
Kübra Yalçın
3.03.2026
Güçlü görünmek zorunda olmak… İşte en yorucu tarafı bu. İçimizdeki çocuğu kaybetmeden yürüyebilmek ne kadar kıymetliymiş
Elvan Naz Korkut
3.03.2026
Eski fotoğraflara bakıp susmak kısmında kendimi buldum. Yazı insanın kalbine dokunuyor, sessizce ama derinden. Tebrikler kaleminize sağlık Berrin hanım yazıda Herkes kendinden bir şeyler bulabiliyor önemlisi de bu zaten
Sıla
3.03.2026
Gencecik yaşımda okurken duygulandım, yüreğinize sağlık…💖🌸
Seda Nur Altuntaş
3.03.2026
Berrin Hanım yine kalpten yazmış. Bu sadece bir köşe yazısı değil, içsel bir yolculuk olmuş.
Burcu Deniz Acar
3.03.2026
Yazı bittikten sonra bir süre ekrana bakakaldım. Bazen insan en çok kendini özlüyormuş, bunu fark ettim.
Melis Yağmur Tunç
3.03.2026
⁹Hem hüzünlendim hem umutlandım. İçimizde hâlâ dizleri yaralı bir çocuk olduğunu hatırlatmanız çok kıymetli.
Hande Nur Şimşek
3.03.2026
Çocukluğumu değil, o zamanki cesaretimi özlediğimi fark ettim. Küstüğüm kapıya beş dakika sonra gidebilen o halimi… Kaleminize sağlık.
Leyla Karaman
3.03.2026
"En çok seni özlüyorum çocukluğum” cümlesi kalbime dokundu. Meğer insan en çok kendi masumiyetini özlüyormuş. Çok içten bir yazı olmuş.
Esra Doğan
3.03.2026
Okurken kendi çocukluğuma gittim. Annemin sesi, babamın gölgesi… Satırlar arasında kayboldum resmen.
Tuğba Şahin
3.03.2026
Büyümekle güçlü görünmek arasındaki o ince çizgiyi ne güzel anlatmışsınız. Hepimiz biraz yorulmuşuz aslında.
Fikret Haliloğlu
3.03.2026
Ben de çocukluğumu özlüyorum, tebrikler
Rabia Kurt
3.03.2026
"Şimdi düşüyorsun ama ağlayamıyorsun” kısmında durup düşündüm. Ne kadar doğru… Tebrikler Berrin hanım Kaleminize sağlık.
Zümra Çetin
3.03.2026
Eski fotoğraflara bakıp susmak… Bu cümle beni çok etkiledi. Yazı tam anlamıyla yüreğe dokunuyor. Tebrikler Berrin hanım
Nisanur Yavuz
3.03.2026
İçimizdeki çocuğu kaybetmeden yürümek… Asıl mesele bu galiba. Çok anlamlı ve zarif bir anlatım.
Hilal İÖzkan
3.03.2026
Ayrılığın iki taraflı bir eksilme olduğunu bu kadar sade anlatmak gerçekten ustalık. Yazı çok samimi.
Züleyha Ersan
3.03.2026
Berrin hanım hepimizin içinden geçenleri kaleme almışsınız. Keşke çocuklar kadar saf ve temiz bir dünyada yaşamak mümkün olsaydık. ❤
Zuhal kılıç
5.03.2026
Okudum tekrar ,okudum ,ve çocukluğumu hatırladım deyil yaşadım harika yüreğine, eline, kalemine, sağlık tebrik ederim.