Veli Yılmaz


Adem ile Havva Hangi Milletten?


İnsanoğlu tuhaf bir varlık.
Kâinatın başlangıcına kadar gider, yine meseleyi milliyete bağlar.

Bir gün müzede tabloya bakıyoruz: Adem ile Havva Cennet Bahçesi’nde.
Elma ortada. Yaprak stratejik bölgede. Fon desen mis gibi doğa.

Ama bizim kafalar başka yerde.

Alman bakıyor, kas oranı hesaplıyor:
“Şu anatomik mükemmelliğe bak, disiplin var, simetri var. Bunlar Alman.”

Fransız itiraz ediyor:
“Havva’nın zarafeti, Adem’in karizması… Estetik akıyor. Bunlar Fransız.”

Tam bu noktada Türk devreye giriyor. Uzun uzun tabloya bakıyor. Derin bir analiz yapıyor. Belki tarihsel bağlamı inceliyor sanırsın.

Yok.

Adam bir elmaya odaklanıyor.

“Üstte bir şey yok, başta bir şey yok, yiyecek bir elma… ama hâlâ ‘cennetteyiz’ diyorlar. Bunlar kesin bizden.”

İtiraf edelim, bu yorumda bir sıcaklık var.
Çünkü biz biraz umutla yaşıyoruz. Koşullar ne olursa olsun “idare ederiz” modundayız.

Evde doğal gaz gitmiş.
Market fişi roman olmuş.
Ama biri sorunca:
“Nasıl gidiyor?”
“Şükür, cennetteyiz.”

Belki de mesele milliyet değil.
Belki Adem ile Havva insanlığın ilk “iyimser çiftiydi.”

Düşünsene…
Evin yok.
Dolap yok.
Kira derdi yok gerçi ama kira daire de yok.
Kıyafet desen doğa sponsorluk yapmış.

Yine de moral yüksek.

Biz olsak ikinci gün toplantı yaparız:
“Bu yaprak sürdürülebilir değil arkadaşlar.”
“Elmadan sıkıldım, alternatif mutfak lazım.”
“Yılanla iletişim stratejisi belirlemeliyiz.”

Adem ile Havva’nın hangi milletten olduğu sorusu aslında şunu gösteriyor:
Herkes kendini dünyanın merkezine koymayı seviyor.

Alman düzen arıyor.
Fransız estetik arıyor.
Türk umut arıyor.

Belki de en doğrusu şu:
Adem ile Havva insanlığın ilk “biz”iydi. Henüz pasaport yoktu. Nüfus müdürlüğü sıraya koymamıştı. E-Devlet çalışmıyordu.

Ama kesin bildiğim bir şey var.

Eğer gerçekten Türk olsalardı, o elma yenmeden önce kesin bir aile büyüğü devreye girerdi:
“Evladım bak, o işin sonu hayırlı değil.”

Yine de sorunun cevabı net değil.
Ama şu kesin:

Bugün biri çıkıp “Cennet aslında zor şartlara rağmen moralini yüksek tutabilme hâlidir” dese…
Ben o tabloya bakıp yine aynı yorumu yaparım:

“Milliyet bilmem ama… Bu işte biraz bizlik var.”

Çünkü biz, bazen şartlar ne olursa olsun,
bir elmayla bile sofrayı şenlik sanmayı başarabilen bir milletiz.

Belki de cennet biraz da o bakış açısıdır.

İnsanoğlu, Adem ile Havva, cennet, doğalgaz, itiraf, market, kıyafet, dünyanın merkezi, e-devlet
 

Yorum Yazın
Yorumlar
Mehmet Ali Karaca
20.02.2026
Uzun zamandır bu kadar keyifle okuduğum bir yazı olmamıştı. ‘Bir elmayla sofrayı şenlik sanmak’ cümlesi tam bizlik olmuş. Hem güldüm hem düşündüm.
Zehra Nur Yıldırım
20.02.2026
Yılanla iletişim stratejisi kısmında kahkaha attım. Günümüz toplantı kültürüne sağlam gönderme olmuş. Kaleminize sağlık.
Ahmet Can Özdemir
20.02.2026
Milliyet meselesini bu kadar yumuşak ve zekice ele almak gerçekten ustalık işi. Ne kimseye dokundurmuş ne de mizah dozunu kaçırmış.
Elif Su Arslan
20.02.2026
E-Devlet çalışmıyordu’ detayı beni benden aldı. Modern dünyayı Cennet Bahçesi’ne bu kadar doğal taşımak kolay değil.
Mustafa Kemal Şahin
20.02.2026
Yazının temposu çok iyi. Bir tablo üzerinden toplum analizi yapmak tam köşe yazısı ustalığı. Devamını bekleriz.
Serhat Demirci
20.02.2026
Adem ile Havva Türk mü bilmem ama yazı kesin bizden. Samimi, akıcı ve zekice.
Seda Yılmaz
20.02.2026
E-Devlet çalışmıyordu’ detayı efsane olmuş. Modern insan refleksini o kadar iyi yakalamışsınız ki.
Hasan Hüseyin Taşçı
20.02.2026
Bir elmayla sofrayı şenlik sanmak’ ifadesi tam nokta atışı olmuş. Hem güldürdü hem düşündürdü. Mizahın dozu çok yerinde
Gamze Karahan
20.02.2026
Uzun zamandır böyle doğal ve sahici bir köşe yazısı okumamıştım. Tebrik ederim, devamını bekliyoruz.
Ali Rıza Şentürk
20.02.2026
Son bölüm çok güçlü bağlanmış. ‘Cennet biraz da bakış açısıdır’ cümlesi aklımda kaldı.