Eğitim ve Bilimşgörenleri Sendikası, Korona virüs vaka sayısında 60 bine dayanan ve Avrupa birincisi olan Türkiye’nin, salgına karşı bilimsel yaklaşımı benimsemeyen bir yönetim anlayışıyla daha da kötüye gitt,ğini iddia etti.
Sendika, konuya ilişkin yaptığı açıklama da şu hususlara değindi:
Vaka sayısındaki korkutucu artış, her gün 250'yi aşan can kaybı, hastanelerin doluluk oranları, lebaleb kongrelerle kırmızıya kesen ülke haritası nedeniyle uzmanlar dahil tüm toplum tam kapanma kararı beklerken, dağ yine fare doğurmuş, ne olduğu anlaşılamayan bir kısmi kapanma kararı açıklanmıştır.
Eğitim emekçileri söz verildiği gibi aşılanmadan başlatılan ve "Bu yaşam hakkı ihlalidir" uyarılarımıza rağmen inatla sürdürülen yüz yüze eğitim de, bu yeni kararla sadece kısmi olarak durdurulmuştur. Pandemi süresince yeterli tedbiri alamayan, kaynak ayıramayan MEB, her seferinde çözümü en son olması gereken okulları kapatmakta bulmuş aşı konusunda da gereğini yapamamıştır
Ortaokullarda 8.sınıflarda, liselerde 12.sınıflarda, sınava hazırlanan bu sınıfların öğrencileri için düzenlenen kurslarda ve okul öncesi eğitim kurumlarında yüz yüze eğitime devam edeceği ilan edilmiştir.
Her şeyden önemlisi: öğretmenlerin henüz 10'da biri bile aşılanmamışken, (açıklanan son rakamlara göre) kaba bir hesapla ülkede sadece 1.5 milyon insanımıza yetecek kadar aşı kalmışken, yüz yüze eğitimin başladığı 1 Mart'tan bu yana resmi rakamlara göre bile 26 öğretmenimiz salgın nedeniyle yaşamını yitirmişken iktidar hala yanlıştan dönmemekte, okulları tümüyle kapatmamaktadır.
Yani iktidar, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi tam kapanma ilan edip salgın ve tepetaklak giden ekonomi nedeniyle beli bükülen yurttaşları desteklemek yerine, onların hiçbir şey yokmuşçasına, aşı bile olmadan işe gitmesini istemektedir. On yıllardır "en az 3 çocuk" tembihlediği bu insanların küçük yaştaki çocuklarına ise yine aşı yapmadığı okul öncesi öğretmenlerini bakıcı yapma niyetindedir.
Tek bir eğitim emekçisinin değil canını, alın terini bile hiçbir şeye değişmeyecek olan Eğitim-İş olarak altını çiziyoruz:
Okul öncesi öğretmenlerinin, 8. ve 12. sınıf öğretmenlerinin, özel eğitim öğretmenlerinin virüse doğal bir bağışıklığı yoktur ve Libya vatandaşı değillerdir. Belki şaşıracaksınız ama okul öncesi öğretmenleri bakıcı değil eğitim emekçileridir! Aşıları yapılmadan onları yüz yüze eğitime zorlamak, CİNAYETTİR! Eğitimin ne uzaktan ne yüz yüze halini planlayabilen MEB'i uyarıyoruz: Yapılması gereken yüz yüze eğitimin tamamen durdurulması ve ancak öğretmenlerin aşılanmaları bittikten sonra başlatılmasıdır.