Anadolu’nun sözlü kültüründen süzülen ve günümüze ders niteliğinde mesajlar taşıyan bir hikâye, insan ilişkilerinde sabrın ve yumuşak sözün gücünü bir kez daha hatırlattı. “Sen bilirsin” sözü etrafında şekillenen anlatı, küçük bir köy değirmeninde yaşanan kavgaların nasıl sona erdiğini gözler önüne seriyor.
Eskiden buğdayın evlerde yıkanıp kurutulduğu, ardından değirmenlere taşındığı dönemlerde köy değirmenleri yalnızca üretim alanı değil, aynı zamanda tartışmaların da merkeziydi. Sıra kavgası, acele edenler, itirazlar ve inatçı bir değirmenci… Bu ortamda buğday öğütmek neredeyse imkânsız hale gelmişti.
Hikâyede anlatıldığı üzere, değirmene buğday götüren bir köylü, yolda karşılaştığı bilge bir ihtiyardan aldığı nasihatle değirmene girer. Tartışmaya girmeden, söylenen her söz karşısında yalnızca “Sen bilirsin” demeyi tercih eder. Bu sakin tutum, hem değirmencinin hem de çevredeki insanların tavrını değiştirir.
Zamanla değirmende kavgalar sona erer, sert sözlerin yerini anlayış alır. “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır” atasözünü doğrular nitelikteki bu anlatı, günümüz insanına da önemli bir mesaj verir: Her tartışma kazanılmak zorunda değildir; bazen susmak, huzurun anahtarıdır.