Tasavvuf musikisi denince akla ilk gelen iki enstrüman vardır: Ney ve kanun. Biri neyzenin içten yakarışını simgeleyen üflemeli bir çalgı, diğeri ona eşlik eden büyüleyici tellerin sesi. İkisi birlikte, insan ruhunun derinliklerine dokunan mistik bir atmosfer yaratır.
Ney, kamıştan yapılan ve üflendiğinde adeta bir insan sesi gibi yankılanan yapısıyla, tasavvuf felsefesinde "insan-ı kamil"i temsil eder. Neyzenin üflediği her nota, bir yakarış, bir hasret, bir vuslat özlemidir. Kanun ise bu yakarışa eşlik eden, tellerinden dökülen nağmelerle ruhu okşayan bir dost gibidir. İkisinin uyumu, dinleyiciyi bambaşka bir manevi iklime götürür.
Türk inanç ve kültür tasvirinde önemli bir yere sahip olan ney ve kanun, yüzyıllardır tasavvuf musikisinin vazgeçilmez unsurları olmuştur. Bugün de kültür ve sanat anlayışında yerini koruyan bu iki enstrüman, icra edildikleri her ortamda dinleyicilere manevi bir hazzın kapılarını aralıyor.