Doğu Karadeniz, özellikle de Gümüşhane mutfağı, bir zamanlar tandırın, kızgın saçın ve harlı ateşin üzerinde şekillenen eşsiz lezzetlerle doluydu. Özenle yoğrulan hamurun, taze köy yağı ve "palıç" (yağda kızartılmış hamur) ile buluştuğu o ziyafet sofraları, sadece bir öğün değil, aynı zamanda bir toplumsal şölendi. Ancak bugün, bu bölgenin damak tadında derin bir değişim yaşanıyor ve bu geleneksel hazırlıklar artık çok az görülüyor ya da tamamen unutulmaya yüz tutuyor.
Gümüşhane köylerinde, tandırda pişen ekmeklerin ve saç üzerinde kızaran hamur işlerinin mis kokusu, yerini modern fırınların ve hazır gıdaların pratikliğine bıraktı. Sanayileşme, şehirlere göç ve hızlanan yaşam temposu, bu kadim lezzetlerin hazırlanmasını gerektiren zaman, emek ve topluluk ruhunu geri plana itti. Artık boşalan Anadolu coğrafyasında, Gümüşhane insanı kendi toprağının bu özgün tatlarına hasret kalıyor. Uzmanlar, bu kültürel mirasın kaybolmaması için yerel tatların belgelenmesi, genç nesillere aktarılması ve turizmle buluşturulması gerektiğini vurguluyor. Yoksa, tandırın sıcağında pişen o lezzetler, sadece yaşlı kuşağın hatıralarında yaşamaya devam edecek.