Hollanda'nın tutumuna sert tepki

Arşiv Haberler 1.02.2020 21:00:01 0
Hollanda
Kamuoyundan sert mesajlar

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’yı taşıyan uçağın Hollanda’ya inişinin izin verilmemesi daha sonra bakan Kaya’nın Hollanda Başkonsolosluğuna alınmaması ile Türkiye ve Hollanda patlak veren krize dış dünyadan olduğu gibi kamuoyundan da bazı tepkiler geldi


Haber merkezimize ulaşan tartışmalara ilişkin tepki mesajlarında şu görüşlere yer verildi:

İHRACATÇILARDAN SAĞDUYU ÇAĞRISI

İKMİB Başkanı Murat Akyüz:
“İki ülkenin ticari ilişkileri zarar görmemeli”

Türkiye ile Hollanda arasında yaşanan diplomatik krizin ticari ilişkilere nasıl yansıyacağı üzerinde en çok konuşulan konuların başında geliyor. İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, Türkiye ve Hollanda arasındaki ticari ilişkilerin yaşanan gerilimden uzak tutulması gerektiğini belirterek her iki tarafa da sağduyu çağrısında bulundu.

Türkiye, AB ile sınavında önemli bir eşikten geçiyor. Almanya’nın ardından Hollanda ile iplerin gerilmesi ihracatının yaklaşık yarısını Avrupa’ya gerçekleştiren Türkiye açısından önem taşıyor. Türkiye’nin ihracatında ilk sıralarda yer alan Hollanda ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi 6,6 milyar doları buluyor. Hollanda ayrıca son beş yılda Türkiye’ye en çok yatırım yapan ülke konumuna yükseldi.

İş dünyası olarak yaşanan gelişmelerden büyük üzüntü duyduklarını ifade eden İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, yıllar içinde güçlenen ekonomik ve ticari ilişkilerin bu gelişmelerden zarar görmemesi için sağduyuya ihtiyaç olduğunu söyledi.

Siyasi alanda yaşanan gerilimin ekonomik ilişkilere yansıtılmaması gerektiğinin altını çizen Akyüz, “Hollanda ile uzun yıllara dayanan ticari ve dostluk ilişkilerimiz var. Geçtiğimiz yıl Türkiye’nin bu ülkeye ihracatı 3,6 milyar dolar olurken aynı dönemde 3 milyar dolar seviyesinde de ithalat gerçekleşti. Kimya sektörü özelinde baktığımızda da ihracatımızda ilk sıralarda yer aldığını görüyoruz. 2016 yılında kimya sektörümüzün en çok ihracat gerçekleştirdiği dokuzuncu ülke konumunda olan Hollanda’ya ihracatımız yüzde 27,50 yükselişle 437 milyon 367 bin dolar olarak gerçekleşti. Bu yıl bu rakamların daha da yukarılara taşınmasını bekliyoruz. Bir diğer altı çizilmesi gereken konu ise Rotterdam Limanı’nın ihracatçılar açısından önemli bir lojistik noktası olmasıdır. Hollanda, ihraç ürünlerinin Avrupa geneline dağıtıldığı kritik bir merkez niteliğindedir. Dolayısıyla olası bir kriz Avrupa’ya ihracatımızı olumsuz etkiler. Ticari yaptırımların karşılıklı olarak düşünülmemesi gerekiyor. Rusya’da benzer süreci yaşadık. Siyasi olarak ilişkiler düzelse bile ticari ilişkilerin düzelmesi ve toparlanması en az üç sene sürüyor. Umuyoruz ki yaşanan kriz sağduyu ile çözüme ulaştırılır ve Hollanda ile ilişkilerimiz en kısa sürede normale döner.”

 

TÜMSİAD’DAN HOLLANDA’YA KINAMA
TÜMSİAD Genel Başkanı Yaşar Doğan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'ya Hollanda tarafından uygulanan fikir özgürlükleriyle bağdaşmayan tavrı kınadı. Doğan; “Almanya ve Avusturya ile başlayan, son olarak Hollanda da yaşanan antidemokratik uygulamalar bakanlar ve büyükelçimizin gıyabında Türk milletine karşı yapılmış bir saygısızlıktır” dedi.
'Hollanda Devletinin Anti-demokratik Tavrını Şiddetle Kınıyoruz' başlıklı bir açıklama yapan Başkan Doğan, “Türkiye'nin anayasa değişikliği ile ilgili halkoylaması sürecine girdiği son günlerde Almanya ve Avusturya ile başlayan ve son olarak hafta sonu Hollanda’da yaşanan antidemokratik uygulamalar, Avrupa Birliği’nin ekonomik ve diplomatik partneri olan biz Türk iş dünyasını derin kaygıya düşürmektedir” dedi. Doğan sözlerini şöyle sürdürdü; “Hollanda devletinin, demokratik seçimlerle kendi halkının büyük çoğunluğunun desteğini alarak görevini ifa eden bakanlarımıza uyguladığı tavır hiçbir diplomatik teamüle uymadığı gibi uluslararası anlaşmalara da aykırıdır. Takınılan bu tavır bakanlar ve büyükelçimizin gıyabında Türk milletine karşı yapılmış bir saygısızlıktır. Bu tavır ekonomik paydaş olan bir devlete yakışmadığı gibi bizim tarafımızdan tamamen art niyetli olarak görülmektedir.”

 

Avrupa Basınında Çıkan Haberlere Dikkat Çekti
Avrupa basınında özellikle Bild, Stern, Delspigel, Blick gibi yayınlar hem Türkiye hem de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan hakkında son dönemde artarak devam eden bir algı operasyonu yürütüldüğüne dikkat çeken Doğan; “5 milyon Türk’ün yaşadığı Avrupa ülkelerine bu süreçte seçim çalışmaları için seyahat gerçekleştiren bakanlarımıza karşı alınan anti-demokratik tavrı şiddetle kınıyoruz. Avrupa basının yapmış olduğu gerçek dışı haberleri de son derece kaygı verici buluyor; yapılanın basın ahlak ilkeleriyle bağdaşmayan art niyetli bir bir tavır olduğunu düşünüyoruz” dedi.

 


Yeneroğlu: “Hollanda için asıl tehdit ırkçı söylemlerin hakimiyeti.”
AK Parti İstanbul Milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Mustafa Yeneroğlu Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Fatma Betül Sayan’ın Hollanda’dan sınır dışı edilmesi ve polisin hukuksuz şiddeti üzerine açıklama yaptı. ‘‘Hollanda kendi hukukunu, uluslararası teamülleri ve diplomatik nezaketi ayaklar altına alarak iki ülke arasındaki dostluğu hiçe saymıştır. Bu benzersiz hukuksuzluğun bahanelerle meşrulaştırılmaya çalışılması her şeyden önce Hollanda’nın geleceği açısından endişe vericidir.” diyen Yeneroğlu şunları kaydetti:

"En doğal demokratik tepkilerini dile getiren halka ve Sayın Bakan’a reva görülen muamele, Hollanda vatandaşı olmasa bile ülkede bulunan herkesin eşit muamele görmesini şart koşan Hollanda Anayasası’na aykırıdır ve toplantı hakkını bütünüyle ihlal etmektedir. Sayın Bakan’ın kamusal olmayan bir alanda yapmayı planladığı toplantının, ortada herhangi bir tehdit ya da kargaşa ihtimali olmaksızın engellenmesi büyük bir skandaldır. Yine kadın ve yaşlı demeden önüne gelene at, köpek ve copla saldıran emniyet güçlerinin halleri de Hollanda adına yıllarca silinemeyecek büyük bir rezalettir. Aynı şekilde Rotterdam Belediye Başkanı tarafından OHAL ilan edilmesi için de gerekli sebepler bulunmamakta, bu yönde bir girişim hiçbir nesnel argümanla gerekçelendirilememektedir.

Kamu düzeninin bozulması ya da kamu güvenliğinin tehlikeye girmesi gibi olasılıkların esamesi bile okunmazken Sayın Bakan’a yönelik, diplomasiyle hiçbir şekilde bağdaşmayan bu nezaketsizliğin sonradan hukuken meşrulaştırılmaya çalışılması gülüncün de ötesindedir.

Hollanda siyasileri ‘Hollanda’da yabancı bir ülke için seçim programı yapılması’ndan yakınırken, ‘hayır’ kampanyasını yürütenleri desteklerken içlerinde aşırı sağcı Geert Wilders’in partisinin de olduğu üç siyasi parti temsilcisinin Hollanda’nın Londra Büyükelçiliğinde seçim programı yapmaları bu çifte standardın en açık örneğidir. Kaldı ki Aile Bakanımızın programında halkoylaması gündemde yoktu.

Bütün bu komediyi katlanılması zor bir evreye sokan en önemli şey ise Rotterdam’da polisin Sayın Bakan’a destek için gelen vatandaşlarımıza yönelik kullandığı orantısız güçtür. Ziyaret ettiğim yaralı vatandaşlarımızın da teyit ettikleri gibi şiddet göstermeyen insanlara hunharca saldırılmış, Hollanda kendi hukukunu eşsiz bir biçimde çiğnerken polisin faşizan uygulaması çok büyük bir ayıp olarak tarihe geçmiştir. Sadece aşırı sağcı Geert Wilders’in Sayın Bakan’a yönelik muameleyi nasıl şevkle karşıladığı ve polisin acımasız şiddetine Hollanda’daki ırkçı çevrelerin nasıl alkış tuttuğu incelendiğinde bile bu muamelenin kime ve neye çanak tuttuğu anlaşılacaktır.

Yaşananlar, başta Hollanda’daki vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak amacıyla, sağduyulu bir tutuma duyulan ihtiyacı göstermektedir. 400 yıllık bir geçmişe dayanan iki ülke arasındaki dostluk ilişkisinin yeniden normal bir zemine kavuşabilmesi için Hollandalı siyasiler seçim öncesi aşırı sağcı oylardan nemalanabilmek ümidiyle Hollanda için büyük tehdit olan sağ söylemleri benimsemek gibi endişe verici yönelimlerden vazgeçmelidir. Çünkü Hollanda için en büyük tehdit, kendi vatandaşlarıyla kendi konsolosluğunda buluşması hukuksuzca engellenen Türkiye Cumhuriyeti Bakanı değil, kültüralist ve ırkçı söylemlerin ülkeye daha fazla hakim olarak geleceğini karartmasıdır."

Er Yatırım Genel Müdürü Ferzan Çelikkanat “Avrupalı Turisti Diplomatik Krizler değil, Güvenlik Kaçırır”

Almanya ile Türkiye arasında esen soğuk rüzgarların ardından Hollanda’yla da yaşanan diplomatik krizin dönemsel bir yaklaşım olduğunu ve turizme etkisinin fazla olmayacağını söyleyen Ferzan Çelikkanat; “Avrupalı turist, diplomatik krizden dolayı Türkiye’den vazgeçmez. Onlar için güvenlik çok daha önemlidir. Bu dönemsel atışmalardan ziyade, güvenlik algısı turist kaybetmemizde maalesef daha etkili oluyor” dedi.

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'ın Almanya'da yapacağı toplantıya izin verilmemesiyle başlayan ve ardından da Hollanda ile yaşanan siyasi gerilimin dönemsel yaklaşımlar olduğunu ve turizmi etkilemeyeceğini söyleyen Er Yatırım Genel Müdürü Ferzan Çelikkanat,
“Bu dönemsel atışmalardan ziyade, güvenlik algısı turist kaybetmemizde maalesef daha etkili oluyor” diye konuştu. Çelikkanat konuşmasına şöyle devam etti:
“Konuyu sadece turizmle de sınırlandırmamak gerekir. Söz konusu ülkeler ile ticaretimize baktığımızda; Almanya ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi yaklaşık 37 milyar Euro. Türkiye’de yaklaşık 6 bin faal üretim yapan Alman şirketi var. Türkiye ile Hollanda arasındaki ilişkiler yaklaşık yüzyıllardır pozitif bir şekilde ilerliyor. İki ülke arasındaki ilişkiler hem siyasi hem ticari olarak ileri düzeyde sayılabilecek seviyedeydi. İki ülke arasındaki yıllık ticaret hacmi, 6-6,5 milyar dolar civarında. Söz konusu ülkeler, Türkiye’nin en önemli ticari ortağıdır. Uzun yıllara dayanan bir ilişkimiz var. Bu tür söylemlerin turizme etkisi fazla olmayacaktır” diye konuştu.
Dünyada en önemli kavramın seyahat edebilme özgürlüğü olduğunu ve özgürlüklere bu kadar saygılı bir Alman ve Hollanda devletinin vatandaşlarına bir kısıtlama getirmeyeceğini söyleyen Çelikkanat şunları söyledi:
“Bu dönemsel atışmalardan ziyade, güvenlik algısı turist kaybetmemizde maalesef daha etkili oluyor. Dünyada seyahat alışkanlığı artıyor ve kolaylaşıyor. Alman turist alışkanlıklarından kolay kolay vazgeçmez. Mısır sıkıntılı, İspanya pahalı, Yunanistan alışılmadık bir Pazar. Almanlar yaşlı ve bir seyahat alışkanlıkları var. Bizden vazgeçmezler. Yılın 6 ayını Türkiye’de otellerde geçiren Alman emekliler var. Diğer taraftan, Alman tur operatörlerinin ciddi otel, resort sahiplikleri bulunuyor. Sadece TUİ’nin 27 oteli var. Geçen sene sadece bir büyük Alman tur operatörü 1 milyon kişiyi Türkiye’ye getirdi. Bu yaklaşımlar, onların cirolarında da ciddi yaralar açar. Alman ve Hollandalı yetkililerin bu tarz politik çağrıyla hareket edeceklerini düşünmüyorum.”

Düşüşe Global Bakmak Lazım
Turizmdeki düşüşlere global bakmak gerektiğinin, değil tüm dünyada turizmde bir düşüş yaşandığının altını çizen Çelikkanat, Türkiye'deki etkilerinin 'Komşunu da al gel' kampanyasının doğru yönetilmesiyle aşılabileceğini söyledi. Çelikkanat konuşmasına şöyle devam etti:
“Bu kampanya yapılmışken gerekli özeni gösterirsek, bu negatif ortam kendiliğinden değişecektir. Almanya’da yaşayan Türkler bizim için önemli bir tutuyor. Bu kitleyi doğru yönlendirerek hem onları kazanmak hem ülke temsilcisi gibi yararlanmak lazım. 2015’te yabancı turistten elde edilen ortalama kişi başı gelir 715 dolar iken, yurt dışında yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından elde edilen ortalama kişi başı gelir 970 dolardı. Popülizmden uzak ve daha sağduyulu hareket ederek, turizmdeki gelirlerimizi artırmanın arayışında olmalıyız.”

Pazar Çeşitlendirmesi Yapmalıyız
Ferzan Çelikkanat, turizmde pazar çeşitlendirmesi yapılması gerektiğine de dikkat çekerek, şunları söyledi:
“Yapılan araştırmalar gösteriyor ki; dünyanın ekseni Batı’dan Doğu’ya kayıyor. Ülke stratejilerimizi, geliştireceğimiz ürünlerimizi hatta okullarda vereceğimiz dersleri bile planlarken, bu değişime göre hazırlanmalıyız. Politikalarımızı bu realiteye göre oluşturmalı, pazarlamada, destinasyon yönteminde ve planlarımızda bu geleceği okuyarak hareket etmeliyiz. Uzak Doğu, özellikle Çin pazarı dünyayı ciddi şekilde etkilemeye ve etkisi altına almaya başladı. 2015 yılında Çinli turistler 295 milyar dolar harcadılar.”

Digital Pazarlayıp Online Satmalıyız
Özellikle satış stratejisinde ve satış kanallarındaki alışkanlıkların değiştirilmesi gerektiğine vurgu yapan Ferzan Çelikkanat; “IT altyapısına, online satış kanallarına ve dijital pazarlamaya yatırım yapılarak, ülkeyi büyük tur operatörlerinin güdümünden kurtarmalıyız. Her şey dahil sistemi kesinlikle ortak bir konsensüs ile yapısal olarak değiştirmeli ve ucuz ülke kavramından uzaklaşmalıyız. Tanıtım ve pazarlamada; toptancı pazarlama anlayışından çıkıp perakende pazarlama anlayışına geçmeliyiz. Alternatif turizm enstrümanları yaratmalıyız. Özel temalar, bölgesel ve destinasyon bazlı alt markalar yaratmalıyız. 5 yıldız değerinde bir ülke olan Türkiye’yi 3 yıldız fiyatına satmaktan vazgeçmeliyiz. Rusya krizinde gördük ki, charterlar Rusya’da yasaklandığında, en büyük pazarımıza Antalya’dan direkt uçuşumuz yok. Gelmek isteyen Rus istese dahi gelemedi. IT altyapısına, online satış kanallarına ve dijital pazarlamaya yatırım yapılarak ülke olarak bu mecraya taşınmamız gerekiyor” dedi

Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi, dün Hollanda ile yaşanan siyasi krize dair bir açıklama yaptı.

“Bize demokrasi dersi vermeye çalışan Avrupa’nın hangi zihtiyet ve emellerle bu uygulamaları gerçekleştirdiğini anlamakta zorlanıyoruz” diyen Büyükekşi: "Tarih kitaplarına geçecek bu diplomatik rezaleti okuyacak gelecek nesiller, uygulamanın 21. yüzyılda mı yoksa 11. yüzyılda mı gerçekleştiğini anlamakta tereddüde düşecekler. Türkiye eski Türkiye değildir. Bölgesinin en önemli gücü, en büyük ekonomisi, ticaret merkezi konumuna dişiyle ve tırnağıyla gelmiş olan ülkemiz, bu uygulamalara karşı tepkisini elbette verecektir.” dedi.

Ülkemizin bu duruma aynen karşılık vermesinin en doğal hakkı olduğuna değinen TİM Başkanı “Kendini demokrasi ve insan hakları öğretmeni gibi tanıtan Avrupa’nın bilinç altında neler yattığı dün itibariyle açığa çıkmıştır. Terör örgütlerinin miting ve toplantılarına ışık hızıyla izin veren belediyeler ve hükümetler, bir ülkenin bakanını ülkeye almama gibi tavırlar sergilemekte beis görmemiştir. Hollanda hükümetinin kendi seçimlerinden birkaç gün önce böyle bir tavır sergileyerek nereye varmaya çalıştığı tüm dünya tarafından bilinmektedir. Yapılan bu uygulamaları hayretle karşılıyor, yapanları kınıyoruz."

FEYZİOĞLU: İTHAL SAMANDAN SONRA İTHAL MAĞDURİYETİ DE GÖRDÜK


Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Hollanda'nın uyguladığı engellemelerin demokrasiye aykırı ve kabul edilemez olduğunu belirterek,  "ithal mağduriyet" yaratıldığını söyledi. 

 

Trabzon'da basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtlayan Feyzioğlu Hollanda krizine ilişkin şunları söyledi: 

 

HİÇBİR ŞEKİLDE KABUL EDİLEMEZ

Şu sıralar Avrupa'da yükselen popülizmin en kullanılan malzemesi Türk düşmanlığı ve İslam düşmanlığı. Hollanda'yı da, Almanya'yı da kınıyorum. Bu yapılan son derece çirkin, demokrasiye aykırı ve hiçbir şekilde kabul edilemez. Demokratik bir hakkın, düşünceyi açıklama hakkının kullanımının çifte standartı olmaz. Kendilerine yapmadıkları bir yasaklamayı Türkiye'den gelenlere yapamazlar. Yapmaları aslında ne kadar çifte standarta sahip olduklarının ispatıdır. 

 

AVRUPA'DAN İTHAL MAĞDURİYET YARATILIYOR

Bu suretle aynı zamanda, ithal samandan sonra ithal mağduriyet de görmüş olduk. Siyasi iktidarın içeride kimseden mağdur olacak hali yok. Yargı, yasama tamamen ellerinde, OHAL KHK'larıyla Anayasayı artık yok sayarak her türlü düzenlemeyi yapabiliyorlar ve içerde artık 'ben mağdurum' diye söyleyebilecekleri hiçbir şey kalmadı. Geçmişten beri siyasi iktidarın mağdurum algısı yaratarak önemli ilerlemeler kaydettiğini görüyoruz. Bir kısmı doğrudur, bir kısmı şişirilmiş mağduriyetlerdir. Burada da Hollanda ve Almanya ile çok güzel bir paslaşma var. Türkiye'de mağduriyet alanı kalmamış bir siyasi iktidar, Almanya, Hollanda ve benzerleri tarafından mağdur hale getirilmiş oluyor. İş milli bir davaya dönüştürülüyor."

 


TÜRKONFED BAŞKANI KADOOĞLU: “TÜRK SİYASETÇİLERE GÖSTERİLEN TAVIR KABUL EDİLEMEZ”

Avrupa Birliği’ne bağlı bazı ülkelerin son dönemde temeli olmayan suni gerekçelerle Türk siyasetçilere gösterdikleri tavrın kabul edilemez olduğunu belirten TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Tarkan Kadooğlu; bu durumun demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan haklarını savunan Avrupa değerleri ile çeliştiğinin altını çizdi.

12 Mart 2017 / İstanbul – Türkiye ve Hollanda arasında yaşanan gerginliğin diplomatik nezakete ve müttefiklik ilişkisine zarar verdiğini vurgulayan TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Tarkan Kadooğlu, Avrupa’nın demokrasi ve ifade özgürlüğü gibi önemli değerlerinin, temeli olmayan suni gerekçelerle Türk siyasetçilerine karşı uygulanmamasının kabul edilemez bir durum olduğunu ifade etti. “Diplomatik teamüllere, etik ve ahlaki değerlere aykırı davranış sergileyen Hollanda hükümeti, bir an önce akıl ve sağduyu ile takındığı tavırdan vazgeçmelidir” diyen Kadooğlu, seyahat ve ifade özgürlüğü gibi temel AB değerleriyle Hollanda’nın tavrının çeliştiğini vurguladı.

Türkiye’nin, hem NATO’da hem de ekonomik ilişkilerde Almanya ve Hollanda başta olmak üzere AB üyesi ülkelerin önemli ortaklarından biri olduğunu belirten Kadooğlu, “Geçmişi uzun yıllara dayanan bu ortaklık, uzlaşmazlıkları müzakere yoluyla çözmeyi gerektirir. Ortak çıkarlar temelinde, bir uzlaşı sanatı olan diplomasiyi kullanarak çözülemeyecek sorun olmayacağı unutulmamalıdır. Türkiye Cumhuriyeti Ekonomi Bakanı Sayın Nihat Zeybekçi, Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Fatma Betül Sayan Kaya ve Türk diplomatlara karşı gösterdiği diplomatik nezaket sınırlarını zorlayan yaklaşımları bizleri derinden etkilemiştir. Aynı zamanda demokrasi, ifade özgürlüğü, hukukun üstünlüğü ve insan hakları gibi değerlerini savunan AB’nin önemli bir ülkesi olan Hollanda’nın göstermiş olduğu yaklaşım kendi değerleriyle de çeliştiğini göstermektedir. Dostluğun ve uzlaşmanın diliyle hareket etmek, siyasete ve siyasetçilere düşen en önemli sorumluluktur. Özgürlük ve güvenlik dengesinde dünyanın büyük bir dönüşümden geçtiği böyle bir dönemde, tüm taraflar demokrasi değerlerine bağlı kalarak üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmelidir” dedi.

 

Anahtar Kelimeler:

Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor

Arşiv Haberler

deneme

1

Soğuğa Aldırmadan Cuma Namazını Eda Ettiler

2

Şatıroğlu’ndan Karadeniz Günleri Daveti: “Birlik ve Beraberliğimizi Yansıtacağız”

3

Şiran Akademi Playoff Yolunda Vites Yükseltti

4

Sezai Seçen’den Gönül Birliği Mesajı: “Bayburt ve Gümüşhane Bir Elmanın Yarısı”

5

Çiftçi Kara Kara Düşünüyor: 2026 Üretim Planları Belirsiz