Birçok projeyi, hayata yansıtmaya çalışırız, yaşadığımız sürece. Bunların her birinin, çok iyi projeler olduğunu ve bizden öz taşıdığını düşünürüz, kendi içimizde.
*
Bizden bir parçadır o projeler. Çünkü her birinin mihmandarı, bizizdir bu projelerin. Yürütücüsü bizizdir, büyütmek zorunda olduğumuz, ışkınlarımızdır onlar bizlerin.
*
Bizler hayata taşıdığımız projelerden, sonuç alamayınca, bizim toprağımıza uygun, yeni projelerin peşinden koşarız, nefesimiz yettiğince.
*
Tüm gücümüzle sarılırız, o projelere, onlarca kez ayakkabı değiştiririz, o planlamaların peşinde. Her biri için, emekler verilir, alın teri dökülür, hayaller kurulur.
*
Her birinin; meyve vermesi, yeşermesi beklenir, bu projelerin. Uyurken rüyanızda, yolda yürürken kafanızda, velhasıl tüm günü, tüm hayatı, birlikte yaşarsınız, proje dediğiniz arkadaşınızla.
*
Bir zaman sonra, yoruluruz bizler bu yolda. Çünkü o projeyi koşturacak, mecal kalmamıştır, bizlerin dizlerinde. Gücü, yetmemektedir artık, zihnimizin. Bu kadar devingenlik, yormuştur artık, yıpranan bedenimizi.
*
Son bir proje gerekmektedir artık, kalan hayatımızı bir düzene sokacak. O proje, yalın bir yaşamı, anlatmalıdır bize. Görünmeyen bir gerçeklik yoktur bu projede.
*
Sürprizlere kapalı, bir proje çizmek istiyoruz, kendi kendimize. Her şeyin belli olduğu, saydam bir projeden bahsetmekteyiz, mantıklı düşünmeyi şiar edinmiş olan zihnimize.
*
Bu proje, gelecekte iki göz odadan oluşan, bir taş evi ve bahçesinde limon ağacı, portakal ağacı ile gül ağacını barındırmaktadır, kendi içsel zenginliğinde.
*
Bu projede, geride kalan planlamaların ruhuna, bir fincan kahve içmek var, kuş seslerinin eşliğinde. Dalından domates koparmak var, mis gibi kokusuyla.
*
Yaban lalelerinin al rengine bakmak var bu yeni hayatta.