20 Temmuz 1974 sabahı saat 06.05’te Kıbrıs’ın kuzeyinde tarih yazılıyordu. Türk Hava Kuvvetleri’ne ait nakliye uçaklarından atlayan yüzlerce paraşütçü, Gönyeli Ovası semalarında süzülürken ortaya çıkan manzara hafızalara kazındı. O anlara tanıklık eden Kıbrıs Türkleri, gökyüzündeki beyaz paraşütleri yıllar sonra “papatya tarlası” sözleriyle anlatacaktı.
Bu görüntünün arkasında ise son derece riskli ve kritik bir askerî operasyon vardı.
15 Temmuz 1974’te Yunanistan’daki askeri cunta destekli darbe ile Cumhurbaşkanı Makarios devrildi, yerine Nikos Samson getirildi. Hedef Enosis’ti; yani Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması. Bu gelişme adadaki Türk toplumu açısından hayati bir tehdit oluşturdu. Türkiye, garantörlük hakkını kullanma kararı aldı.
Diplomatik girişimlerin sonuçsuz kalmasının ardından Türk Silahlı Kuvvetleri harekât planını devreye soktu. Ancak operasyon, ciddi teknik kısıtlamalar altında gerçekleştirildi.
Envanterde bulunan C-47 Dakota uçaklarının bir bölümü İkinci Dünya Savaşı döneminden kalmaydı. C-130 ve C-160 nakliye uçaklarının sayısı da sınırlıydı. Bu nedenle hava indirme dalgalar hâlinde planlandı.
Yaklaşık 500 Türk komando ve paraşütçü birlik ilk dalga olarak adaya indirildi. Yoğun uçaksavar tehdidine rağmen mevzilenme sağlandı ve Kıbrıs Türk mücahitleriyle temas kuruldu. Hava indirme harekâtı, sahil çıkarma birlikleriyle birleşerek adanın kuzeyinde stratejik üstünlüğün kurulmasında kritik rol oynadı.
20 Temmuz sabahı açılan paraşütler, yalnızca bir askerî operasyon değil; Doğu Akdeniz’de yeni bir dönemin başlangıcı olarak tarihe geçti.
