Biliyormusunuz?
Artık şu çokça elimizin altında bulunan sosyal medyada sık sık karşılaşılan yalan haber tarihe karışacakmış..
Bunu kim söylüyor peki!
Araştırdık öğrendik isminin İlter Özekici olduğunu öğrendik. Peki, kimdir bu İlter Ekici diye merak ettik, kendisinin ABD’de New York şehrinde yaşayan genç bir sosyal medya analisti olduğu bilgisine ulaştık.
Biraz makarayı geriye sardırdık hafızalarımızı tazeledik ve gördük ki hepimizin malumu, yeni bağımlılığımız olmazsa olmaz sosyal medya değilmiş gibi ne var bunda diyenler için işin gerçeğine ulaşmaya çalıştık!
Hey hat!
Aüt kardeşimizmiş gibi elimizdeki akıllı telefonlar, tabletler, dizüstü bilgisayar, ne yapacağını şaşırmış halde olan bedenimizin bir uzantısı gibi durmuyor mu sizce?.
Hiç boşu boşuna kendimizi yormayalım, inkar etmeyelim kafamızı bi türlü oradan kaldıramıyoruz ve analist Özekici’yle birlikte büyük resme bakınca, sosyal medya platformlarının işleyişini ve iki yıl sonra 2022’de öngörülen geleceğine, neler yaşanabileceğine ışık tutmaya çalıştık….
İddia edilen konu başlığı şöyle, sosyal medyada önümüzdeki günlerde dikkat çekici yeni bir gelişme yaşanacakmış; adı ‘Fact-check… haliyle soralım değil mi; nedir bu fact-check?
Şu karşılığı alıyoruz:
Sahte haberciliği önleme adına Facebook’un üçüncü parti bir platformla çalıştığı yeni bir özellik. Buradaki ölçüt sosyal medyada dolanan sahte haber, sahte fotoğraf ve video gibi içerikleri önlemek için geliştirilmiş oldukça etkin bir uygulayacak.
Amaçlananın ise insanların manipüle edilmesini önlemek olarak ifade ediliyor. Yani sosyal medyada okuduğumuz, okuduğunuz haberin yalan haber olup olmadığına artık o anda anlayabileceksiniz. Artık daha detaylı bir şekilde haberi, haberleri kontrol edebileceksiniz..
Biraz şeytanın avukatlığını yapmayalım mı yani! Öyle ya yalan siyasi haberler de mi yapılamayacak?
Haber yapılabilir ama akrediteliğine göre, akıştan eksilecek, eksildikçe haliyle kaybolacak! Aynı zamanda yalan haberi yapanların da yalan haber yapmaya devam ettiği sürece, içerikleri gün geçtikçe daha az insan kitlesine ulaşacak ki ne zaman bu durum düzeltilir tekrar doğru olan haberler yapılmaya başlanırsa o zaman, haberlerin kredibiliteleri yükselecek ve eski ulaşım seviyelerine tekrar geri dönebilecekler.
Facebook kurucusu Mark Zuckerberg, son zamanlarda veri skandalları ve seçimlerin bundan etkilenmesiyle gündemde. Bu yüzden de platformu herkes için daha objektif bir kritere sokmak için daha etkin adımlar atıyor.
ŞİMDİ SIKI DURUN: 2020’DE EN YAKINIMIZDAN ÇOK YAPAY ZEKÂ İLE KONUŞMA İMKÂNI BULACAĞIZ
Gelelim iki yıl sonrasına…2022 için öngörülen çalışma nedir?
2022 - 2040 yılları arasında teknoloji, iddia odur ki bu hızla insan kapasitesinin önüne geçecek! Öngörülen şiddetli bilgi bu.
Teknolojik kabiliyetler arttıkça, teknolojinin gelişim hızı da yükselerek katlanarak devam ediyor. Özellikle bu durum otomasyon ve makine öğrenmesi daha da hızlandıracak. Şu an günümüzde var olan yapay zekâ (AI-Artificial Intelligence), sanal gerçeklik (VR-Virtual Reality) ve arttırılmış gerçeklik (AR-Augmented Reality) pazarda tamamen gelişmiş bir şekilde var olacak.
Şu an aslında yapay zekâ cebimizde ve evimizde, 2022’den sonra ne olacak?
Şu an Siri, Google Assistant, Alexa bilinen yapay zekâlar arasında yer alıyor. Her geçen gün, insana daha yakın bir seviyeye doğru ilerleyerek gelişiyorlar. Örneğin Google, en son yapay zekâsının telefon görüşmesi yaptığını tanıttı. Nasıl oluyor diye soracak olursanız sanki senin asistanın gibi telefon görüşmesi yapıyor ve bunu yaparken karşısındaki insana, yapay zekâ olduğunu hissettirmeden yapabiliyor.
Robotik olmayan bir başka dil kullanıyor. Bunun gibi örneklerle, gelecekte herkesin bir yapay zekâ asistanı olabilir. Ben mesela şu an “akıllı ev” yapmaya çalışıyorum. Alexa’yla, akıllı cihazları birleştirdim ve bu sayede çoğu şeyi evimde Alexa veya Siri’yle kontrol ediyorum. Her geçen gün bunun için üretilen cihazlar da artıyor. Kısaca her şey daha çok birbirine bağlanıyor.
2022’den sonra, yapay zekâyla, karımızdan/kocamızdan daha mı fazla konuşacağız?
Bu da öngörülerden biri! Yapay zekâ, günlük hayat işleyişimizde o kadar etki edecek ki, insanlar, eşlerinden daha fazla yapay zekâyla iletişime geçecek!
Peki gün gelecek yapay zekâ, insanı kontrol edecek ve dünyayı ele mi geçirecek?
Böyle bir teori de var. Singularity. Yani “teknolojik tekillik.” Yapay zekânın, insan zekâsının önüne geçip insanlığı değiştireceğiyle ilgili. Ama bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini söylemek şu an için imkânsız.
İSTANBUL’DAKİ EVİNDEN NOU CAMP’TA BARCELONA MAÇINI MİLYONLARLA BİRLİKTE İZLE
Facebook’un şu an test aşamasında olan yeni uygulamasını merak mı ediyorsunuz? Öyleyse paylaşalım?
Facebook’un 10 yıllık planında da sanal gerçeklik, arttırılmış gerçeklik ve yapay zekâ var. “Oculus”la, yani sanal gerçeklik cihazıyla, sanal dünyada birçok etkinlik yapabilinecek. Bu şu demek örneğin İstanbul’da evde oturup, cihazı takıp, New York’ta konsere gidebilirsiniz veya yine İstanbul’dan, Barcelona karşılaşmasını Nou Camp’ta izleyebilirsiniz. Milyonlarla birlikte. Tamamen o atmosferin içinde. Bazı sanal etkinlikler başladı bile…
SOSYALLEŞMEYE ÇALIŞIRKEN YALNIZLAŞIYORUZ
“İnternet bizi, bir şeyleri yeniden keşfetmeye iterken, en azından buna imkân verirken, algoritmalar bizi belli kalıplarla sınırlıyor” diyorsun… Bunu hepimize anlayabileceğim gibi basit örneklerle anlatır mısın?
Bu, benim kendi görüşüm. Elinde internet gibi bir güç var. Aradığın çoğu şeyi bulabileceğin sonsuz bir keşif okyanusu. Aynı zamanda kullandığın platformlar da var: Instagram, Facebook, YouTube, Netflix, Spotify vs. Bunlarsa kişinin, yani senin verilerine göre sana içerik sağlıyor. Örneğin sen Beşiktaşlı, spor ayakkabı meraklısı, rock müzik dinleyen ve komedi film izleyen bir insansan; bu servisler sana bu veya buna benzer konularda daha fazla keşfetmen için avantaj ve içerik sağlıyorlar. Böylece sen, ilgilendiğin konuları daha iyi bilen biri oluyorsun. Amaaaaaa gün geçtikçe de diğer konulardan uzaklaşıyorsun!
Nasıl yani?
Çünkü sen hep aynı doğrultuda konulardaki içerikle etkileşime geçtiğin için, sana hep daha fazlası sunuluyor ama hep aynı konularda. Ve bu, böyle devam ediyor. O zaman da sen, diğer konularda neler olup bittiğini, kendin girip bakmadığın sürece görmüyorsun! Kısaca sen A insanıysan, A içeriği sana sunuluyor ve gittikçe daha fazla A insanı oluyorsun! B insanından kendine ancak limitli bir şey katabiliyorsun…
Yani biz aslında sosyal medyada, kendimizi “sosyal” zannederken şöyle bir hisse kapılabilirsiniz değil miyiz aslında? Bizler, gittikçe yalnızlaşıyor muyuz?
Bunun cevabını toplumbilimciler daha iyi verebilir. Ama evet, bence, gün geçtikçe online olarak birbirimize ne kadar bağlansak da offline giderek uzaklaşıyoruz!