Gümüşhane’nin bereketli toprakları, Konya’dan sonra ülkenin en verimli tahıl havzalarından biri olarak gösteriliyor. Buğday, arpa, yulaf gibi stratejik ürünlerde ciddi bir potansiyele sahip olan ilde, üreticilerin en büyük sorunu hasat sonrası pazarlama ve depolama alanında yaşanıyor. Üreticiler, ürünlerini piyasa değerinin altında, elindekini çarçabuk satmak zorunda kalıyor. Bu durum, bölge tarımının geleceği için "Dev Silolar Gümüşhane’ye Kurulur Mu?" sorusunu gündeme getiriyor.
Türkiye genelinde buğday üretimine ciddi bir yönelme olduğu ve 2026 yılı için 22 milyon ton seviyelerinde rekor bir rekolte beklentisi bulunuyor. Özellikle Toprak Mahsulleri Ofisi’nin alım garantisi, üreticiyi buğday ekimine teşvik eden en önemli faktörlerden biri. Gümüşhane’de de benzer bir üretim artışı ve potansiyel söz konusu. Kelkit ilçesinde çiftçilere dağıtılan 8 bin 300 ton sertifikalı buğday, arpa ve yulaf tohumunun, 12 bin dekar alanda toprakla buluşarak yaklaşık 50 milyon liralık bir ekonomik katkı sağlaması öngörülüyor. Bu rakamlar, bölgenin taşıdığı hacmi net bir şekilde ortaya koyuyor.
Ancak mevcut tabloda, bu kadar büyük bir üretim potansiyeline rağmen Gümüşhane’li çiftçi, ürününü değer fiyatına satmakta zorlanıyor. İlde büyük kapasiteli, modern bir tahıl silo kompleksinin bulunmaması, üreticiyi hasat döneminde düşük fiyat teklifleri veren alıcılara mahkum ediyor. Üretici, ürününü saklayıp piyasa koşullarının iyileşmesini bekleyecek bir depolama altyapısına sahip değil.
Uzmanlar, bir bölgede dev silo yatırımlarının hayata geçmesi için sürdürülebilir ve ölçekli bir üretimin şart olduğunu belirtiyor. Gümüşhane’de Kelkit Ovası başta olmak üzere, bu potansiyel açıkça görülüyor. İlin "Konya’dan sonra en verimli tahıl ambarı" olarak anılması, bu iddiayı destekler nitelikte. Ayrıca, Kelkit’te faaliyet gösteren ve Türkiye’nin ilk ve tek karabuğday (greçka) işleme tesisi olan Tam Tarım A.Ş. gibi öncü yatırımlar, bölgenin tarımsal sanayiye ne kadar elverişli olduğunu gösteriyor.
Dev bir silo kompleksinin Gümüşhane’ye kurulması, sadece bir depolama tesisi değil, aynı zamanda bir kalkınma projesi anlamına geliyor. Böyle bir tesisle:
· Çiftçinin Eli Güçlenecek: Üretici, ürününü hasat zamanındaki düşük fiyatlarla satmak zorunda kalmayacak, piyasa koşullarına göre satış stratejisi geliştirebilecek.
· Değer Zinciri Oluşacak: Depolanan tahılların bölgede işlenmesi (un, bulgur, yem vb.) teşvik edilecek, böylece katma değer ve istihdam ilde kalacak.
· Bölgesel Lojistik Üs Haline Gelinecek: Gümüşhane, çevre illerin tahılının da toplanabileceği, standardize edilebileceği ve pazarlanabileceği bir merkez olma şansı yakalayacak.
Sonuç olarak, Gümüşhane’nin tahıl üretim potansiyeli, dev silo ihtiyacını kaçınılmaz kılıyor. Bu yatırım, üreticiyi güçlendirecek, tarımsal sanayiyi tetikleyecek ve ilin ekonomisine tarihi bir katkı sağlayacak. Kamu otoriteleri, özel sektör yatırımcıları ve tarım örgütlerinin bu konuyu acilen masaya yatırması, Gümüşhane tarımı için yepyeni ve aydınlık bir sayfa açabilir.