Ramazan ayının yaklaştığı şu günlerde, birçok Gümüşhaneli "Nerede o eski Ramazanlar?" sorusunu soruyor. Yarımdan fazla ömrünü bu şehirde geçiren, emekli öğretmen Hüseyin Güvendi de bu hissi en derinden yaşayanlardan. Ona göre eski Ramazanlar, sadece yokluğun değil, aynı zamanda paylaşımın, birlikteliğin ve maneviyatın en yoğun hissedildiği günlerdi.
Gümüşhane'ye özgü, kurutulmuş mısır, patlıcan ve biberle pişirilen bir tas çorbanın buharının bile komşular arasında paylaşıldığı o günleri anlatan Güvendi, "İbadetlerin özü, okunan Kur’an-ı Kerim, komşular arası yardımlaşmalar, manevi ay tüm hatlarıyla hissedilirdi" diyor. "O günlerde yokluk vardı, o günlerde de muhtaç vardı ancak bugünkü gibi hiç bu kadar ayrışmamıştı" diye ekliyor. Güvendi'ye göre şehir, bu ayrışmadan payına düşeni aldı: "Maalesef el uzatmıyoruz, aramıyoruz, darda olanı, dertli olanı yeterince araştırmıyoruz."
Hüseyin Güvendi, Ramazan'ın anlamını hatırlatarak sözlerini şöyle tamamlıyor: "Oysa paylaşılan her bir lokmanın bereketini, sevincini hissetmek gerek. Bu ay öyle bir ay ve rahmet, bunun kıymetini bilmek gerekir." Onun sözleri, 19 Şubat 2026'da başlayacak Ramazan'a girerken, unuttuğumuz değerleri yeniden hatırlamamız için bir davet niteliğinde.