Ne gönye, ne çimento, ne de herhangi bir alet veya inşaat gereci… Ustası tarafından tıpkı bir nakış işler gibi çamurun samanla özdeşleştirilerek, daha sonra cephesi sıvanarak yapılan taş evler. Gümüşhane'nin yakın tarihine ışık tutan bu yapılar, maalesef bugün sadece bir elin parmakları kadar kaldı.
Bir Nakış Gibi İşlenen Evler
Ağır tahtadan demirle kuvvetlendirilmiş dış kapısı, ahır üzerine atılan kalın direklerle desteklenen taban, "terek" denilen açık hava müzesini andıran kazan, kap kacağın konulduğu yerler, gökyüzüne açılan pencere misali cangalla açılıp kapanan dam bacası, yanan ateşi, kuzinesi, ibriğiyle taş evler, o dönemde betonlara veyahut teknolojiye yenilmeden köylerde yükseliyordu.
Köprünün Altından Çok Sular Aktı
Köprünün altından çok sular aktı. Taş evler artık bir tarihi eser gibi, bakanların hatıralarında tatlı bir anı olarak kaldı. Bir zamanlar her köyde sıralanan, her evin ayrı bir hikâyesi olan bu taş evler, şimdi ya yıkılmış ya da kaderine terk edilmiş durumda. Oysa onlar sadece birer barınak değildi; bir kültürün, bir yaşam biçiminin, sabrın ve emeğin simgesiydi.