TDH Gümüşhane İl Başkanı Bedri Ağaç'ın 10 Şubat 2010’da ÇAY TV’de canlı Yayında Yaptığı Konuşmanın metni;
Neden Türkiye Değişim Hareketi?
Ülkemizde bazı konularda önemli mesafeler alınmış olmasına rağmen, çok önemli sorunlarımız halen çözülememiştir. Muhalefetin bu sorunların çözümüne ilişkin sağlıklı önerileri ve programı bulunmamaktadır. Bununla birlikte yaklaşık sekiz yıldır iktidarda bulunan akp de bu sorunların çözümünde başarılı olamamış ve yapılanlar yapılacakların teminatıdır sözünden hareketle çözebilecek azim ve kararlılıkta görülmemektedir. Çözülememiş temel sorunlarımızı şöyle sıralayabiliriz: • İşsizlik cumhuriyet tarihinin rekor seviyesine çıkmıştır. Ekonomide yeni krizlere yol açabilecek çok önemli hassasiyetler vardır. Bütçe tarihi açık vermiş ve iç ve dış borç seviyesi rekor seviyeye ulaşmıştır.
• Güvenlik güçlerinin fedakâr çabaları ile 2002 de neredeyse sıfıra indirilen terör, yeniden canlanmış ve boyut değiştirerek siyasallaşma suretiyle ülkenin üniter yapısını tehdit eder boyuta gelmiştir.
• Kıbrıs’ta verilen tüm tavizlere rağmen hiçbir mesafe alınamamış, aksine rum kesiminin AB’ye üyeliği engellenememiştir. • Azeri kardeşlerimiz ermeni açılımıyla yalnız ve kimsesiz bırakılmıştır. • Irak’ın kuzeyinde bağımsız bir Kürt devleti kurulması engellenememiş aksine gizli kapaklı desteklenmiştir. • TSK yıpratılmış. Vatanı için sakat kalmak suretiyle gazi durumda olan kahramanlar; uğradıkları haksızlıklar karşısında intihar eder bir noktaya gelmiştir. • Emekli ve dar gelirlilerin hayat şartları iyileştirilememiştir. • Öğrencilerin başta yurt, burs ve harç sorunu gibi sorunları çözülememiştir. Üniversitelerdeki türban sorunu çözülememiştir. • Büyük şehirlerde can ve mal güvenliği son derece azalmıştır. • Tarım ve hayvancılık çok ihmal edilmiş, tarımsal üretim azalmış, tarım ürünlerini yoğun olarak ithal eden bir ülke haline gelirken, köylü ve çiftçimiz üretimden uzaklaştırılmıştır.
• İktidarlarca kamuda liyakat ve ehliyete değil de taraftarlığa bağlı çok ciddi kadrolaşma yürütülmüştür. • Kendileri, aileleri ve yakınlarına çok büyük maddi imkânlar verilmek suretiyle vicdanları yaralayan haksızlıklara imza atılmıştır. • Yolsuzluk, usulsüzlük ve rüşvet önlenmek bir yana büyük boyutlara ulaşmıştır. Bu konuda ülke sicili en bozuk ülkeler arasına girmiştir. • Dokunulmazlık zırhına sığınılarak adaletin tecellisi engellenmiştir. Ekonomi ile ilgili rakamlar artık gelecek yılların çok daha zor olacağına dair sinyaller veriyor. Türk ekonomisi yıllardır iş üretemiyor. Cari açık ve borçlanma miktarındaki artış cumhuriyet tarihinin rekorlarını kırıyor.
Türkiye, şuanda dünyanın en yüksek reel faizini ödeyen ülkeler arasında birinci sırada. Bu faize rağmen yeterli kaynak akışı yok. 2001’de ecevit hükümeti döneminde, derviş başkanlığında alınan tedbir ve atılan adımlara hiçbir ilave yapmaksızın, durumu özellikle dünyada bu dönem için fazlalık gösteren fonlar ve faizi tatlı gördüğü her yere deli gibi koşan sıcak para ile çözmeye alışan akp’nin yönetim anlayışı, duvara toslamış durumdadır.
2001 yılında hazırlanan programa bütün bu dönemde yedi yıllık bir sürede sadık kalmamız da esas başarımız olmuştu artık sıcak para ve sermaye akışı nerdeyse bitmiş durumda. Enflasyon tekrar çift haneli rakamlarda, ihracat azalırken, kredi kullanım oranları hızla düşüyor.
Dünyada ekonomisi en çok küçülen ülkeler arasında ilk üçteyiz, “kriz bizim değil” “teğet geçti” sözlerinin havada kalan boş sözler olduğu maalesef acı bir şekilde anlaşıldı. Sanayi üretim oranları hızla düşüyor. Kısaca borçla dönen değirmenin suyu kesildi. Şimdi ise yeniden üç yıl kadar kemer sıkmaya devam edeceğimiz, ümüğümüzün de sıkılması pahasına yine İMF’nin kucağına düşeceğimiz kaçınılmaz gözüküyor
Hükümetin yıllık enflasyon ve büyüme hedefini tutturamayacağını açıklaması, cari açığın son üç yılda ülke tarihindeki toplam rakamın çok üzerine çıkması, ithalat ve ihracat arasındaki makasın açılması, kayıt dışı ekonomiyle mücadelede 'arpa boyu' yol alınamaması, üniversite mevzunu her üç gençten birinin iş bulamadığı bir ortamda; işsizliğe çare bulmak bir yana, son 1 yılda yaklaşık 1 milyon insanımızın kapanan ve küçülen işletmeler nedeniyle işten çıkarılmış olması her kesimden insanı kara kara düşündürüyor.
İşlerini kaybedenler, kıdem tazminatlarını ve işsizlik sigortasından aldıkları paraları bitirdiler. Yani bu ay hem işsizler hem de beş parasızlar. Uluslararası serseri fonlar ve sıcak paranın; geçtiğimiz 6-7 yıl gibi borç değirmenimize su taşımayacağını sağduyulu insanlar görebiliyor. Baskılar nedeniyle kimse yüksek sesle ifade edemese de bu durumun sürdürülebilir olmadığı açıkça görülüyor.
Türkiye hala dış etkilere karşı çok kırılgan ve birileri bu kırılganlığı kendilerinin stratejik planlarına uygun bir konjonktürde kullanmak için fırsat kollamaya devam ediyor. Nitekim yakın dönemimiz incelendiğinde uluslar üstü mekanizmanın ülkemize dönük projelerini uygulamaya koymadan kısa süre önce içteki direnci düşürmek ve kırmak için bu kırılganlığı acımasızca kullandığına şahit oluyoruz.
Doktrinel olarak meseleye geniş bir perspektiften baktığımızda ABD düşünce kuruluşlarının ürettiği ve ABD’nin askeri doktrininde de yerini bulan “shaping” yani “ şekillendirme” kavramı ile karşılaşıyoruz. Özetle bir askeri veya politik operasyona başlamadan önce ilgili ülkede ekonomik ve siyasi bunalım ve kaos yaratmak suretiyle hedef ülke kamuoyu ve halk kitlelerinin şekillendirilerek, uygulanması planlanan operasyona uygun hale getirilmesi olarak tanımlamak mümkün.
Evet hedef büyük orta doğu olarak adlandırılan hinterlanda “boşluktaki ülkeler” olarak adlandırılan ülkeleri denetime almak suretiyle ABD ve İsrail’in bekası ve hayati çıkarlarına uygun olarak ve bu nedenle de din eksenli olarak kurgulanan bir plan dahilinde bölgenin yeniden şekillendirilmesidir. Bölgede tarihsel nedenlerden kaynaklanan etnik ve mezhepsel farklılık ve çatışma alanları bu projenin uygulamada üzerine oturtulduğu temel kurgu niteliğindedir
Bu nedenle bu tür ayrılıklar her platform ve dönemde siyasi, ekonomik, askeri ve kültürel alanda sürekli istismar edilmiştir ve edilmektedir. Bu maksatla; ülkenin asıl sorunları yerine yaratılan suni gündemler, açılımlar, “zihni sinir”e taş çıkartacak komplo iddiaları ve operasyonlar tartıştırılmakta, insanlarımız sürekli dezenformasyon suretiyle manüple edilerek, doğruları görme ve sağlıklı değerlendirme yeteneği körletilmektedir.
Kısaca geçen sekiz yıla ve mecliste ezici çoğunlukla iktidar olmasına rağmen bu ve benzeri sorunları çözemeyen bir iktidara, ancak ve maalesef buna rağmen çözüm üretmediği için umut olamayan bir muhalefete sahibiz. İşte bu yüzden Türkiye’nin yeni bir soluğa, yeni kadrolara, yeni bir umuda ve yeni bir yaklaşıma ihtiyacı vardır.
Kısaca Türkiye’mizin Türkiye Değişim Hareketine açık ve kesin ihtiyacı vardır.
sorunlar bellidir, çözümler de bellidir. Bunun için cesur ve kararlı bir lidere ve donanımlı, bilgili, dürüst ve inançlı kadrolara sahip bir iktidara ihtiyaç vardır. İşte Türkiye değişim hareketi bu özelliğe ve hedefe sahip bir harekettir. Bu nedenle partileşmeye karar verilmiştir ve halkın büyük katılımı ve desteği ile bu hareket çığ gibi büyümektedir. Türkiye Değişim Hareketi (TDH); topluma güç veren, ulusal uzlaşmacı, bütünleşmeci, inançlara saygılı laikliği benimsemiş, üretimden, serbest girişim, demokrasi ve özgürlükten yana bir siyasi harekettir.
Siyasi çizgimiz üretimden, serbest girişimden, emekten, alın terinden ve hakça paylaşımdan yanadır. Sosyal devlet anlayışıyla halkın mutluluğunu esas alan, özgürlük ve liberalizmden yana merkezde bir siyasi yapıyız. Milletine, toprağına, bayrağına ve milli–manevi değerlerine saygılı ve bağlı herkese kapımız ve gönlümüz açıktır. Her görüşten vatandaşımızı kucaklayan ve kimseyi dışlamayan bir hareketiz. Ülkenin birlik beraberlik içinde huzurla kalkınıp gelişmesini isteyen herkesi bu büyük değişim hareketine katkıda bulunmaya davet ediyoruz.
Şuan ne durumdayız?
Mustafa Sarıgül’ün liderliğinde Türkiye Değişim Hareketinin siyasallaşma çalışmaları süreci hızlı ve disiplinli bir şekilde devam etmekte ve Türkiye genelinde % 95’i tamamlanmış bulunmaktadır. Partimizin ismi ve ambleminin belirlenme çalışmaları sürdürülüyor. Halkın katılımıyla çok kısa sürede tamamlanacaktır.
Bütün faaliyet ve çalışmalar en ince ayrıntısına kadar planlanmıştır ve plana göre bu çalışmalar yürütülmektedir. Partimizin tek hedefi iktidar olmaktır. Şu biliniyor ki; halkın sevdiği lider olmadan iktidar olunamaz. Sayın Sarıgül de halkın büyük sevgi, ilgi ve teveccühüne mashar olan bir liderdir. Türkiye değişim hareketi (TDH); topluma güç veren, ulusal uzlaşmacı, bütünleşmeci, inançlara saygılı laikliği benimsemiş, üretimden, serbest girişim, demokrasi ve özgürlükten yana bir siyasi harekettir. Çok halisane ve samimi duygularla yola çıkıyoruz. Özgürlük, barış ve üretimden yana olan bir partiyiz.
Irk, dil, din ve mezhep farkı gözetmiyoruz. Bizim ötekimiz yoktur. İnönü’nün ulusal demokrasi anlayışı ve ulusal birlikteciliği, Ecevit’in inançlara saygılı laiklik anlayışı ve dürüstlüğü, Özal’ın çağdaşlaşma anlayışı, pratik çözümcü ve serbest piyasacı yaklaşımı esas alınacaktır. Bizim türban sorunumuz yoktur. Açık olan da, kapalı olan da bizim insanımızdır ve hak ettiği sevgi ve saygıyı görmelidir. İnancımızı ve atalarımızı siyasi malzeme yapmayacağız. Atatürk de, dinimiz de milletin ortak değerleridir ve istismar konusu yapılamaz.
İnançlar Allah’a ulaşmanın yoludur, iktidara değil. Siyasi çizgimiz üretimden, serbest girişimden, emekten, alın terinden ve hakça paylaşımdan yanadır. Sosyal demokratik bir anlayışla halkın mutluluğunu esas alan, özgürlük ve liberalizmden yana merkezde bir siyasi yapıyız. Güney doğu sorunu insan hakları ve özgürlükler kapsamında çözülmelidir. Kürtler kendi dilini ve kültürünü özgürce öğrenmeli ve kullanabilmelidir. Sorunun çözümünde asıl anahtar ekonomik kalkınmadır. Buyurgan ve despot yönetim anlayışına son verilecektir. Milletine, toprağına, bayrağına ve milli-manevi değerlerine saygılı ve bağlı herkese kapımız ve gönlümüz açıktır. Türkiye’de siyasi partiler kanunu ve seçim kanunu değişmeden hiçbir sorun sağlıklı çözülemez. Parti içi demokrasi olmazsa olmazdır. Türkiye’nin en demokratik partisi biz olacağız. Önseçim müessesesi mutlaka tesis edilip kullanılacaktır. Bu günkü iktidar, karşısında halka umut veren, güçlü ve iddialı bir rakip olmadığı için güçlü görünmektedir. Biz bu boşluğu doldurarak, milletin bu yöndeki alternatif arayışı, özlemi ve beklentisini karşılayacağız. Hedefimiz iktidar, sloganımız; “ yeni yıl, yeni iktidar” dır.
Türkiye değişim hareketi Gümüşhane il teşkilatı olarak 4 aydır aktif siyasi örgütlenmeyi sürdürüyoruz, Gümüşhane’de tüm ilçe teşkilatlarının kurduk, il ve merkez ilçe, kadın ve gençlik kolları olarak her hafta düzenli olarak toplantı yapıp bir araya geliyoruz.
Türkiye Değişim Hareketi’ne sadece Gümüşhane merkezde 300 civarında üye yaptık, geçmişte hangi siyasi görüşte veya yapıda yer almış olursa olsun; vatanı, bayrağı ve milleti ile problemi olmayan herkese kapılarını ve gönlünü açan, bu nedenle de hiçbir komplekse ve ön yargıya kapılmadan, kimseyi ötekileştirmeden farklı siyasi grupların temsilcilerinden oluşan bir yönetim ve teşkilat yapısı oluşturma anlayışını benimseyip, uyguluyoruz, sol, sağ, merkez ve merkez sağda yer alan geniş bir kitle hareketimize büyük teveccüh göstermektedir.
Peki neden siyaset ve neden TDH?
Öncelikle kimse kusura bakmasın, birazdan nedenleri ve ayrıntılarını açıklayacağım ama peşin kanaatimi söyleyeyim; Gümüşhane sahipsiz !
Gümüşhane’de kamu kurumu idarecilerinin büyük bölümü Gümüşhane dışından gelmiş olup, Gümüşhane’yi tayin ve terfi açısından sıçrama yeri veya staj yeri olarak görmektedirler. Biran önce buradaki çalışma dönemlerini tamamlayarak şehri terk etme eğilimini taşıyorlar.
AK parti’nin 2 dönemdir en fazla oy aldığı şehirlerden biri Gümüşhane olmasına rağmen bu şehrin sorunlarını çözme noktasında halk beklediği karşılığı alamamıştır. İktidar partisinin %66 oy aldığı bu şehirde maalesef halk istediği ve hak ettiği yatırımı alamamıştır.
Buradan soruyorum, Gümüşhane’ye ne yaptınız ve ne kazandırdınız? Gümüşhane kan kaybetmektedir, Gümüşhane’de tek ciddi yatırımı yapan Aydın Doğan’dır ancak ve maalesef yatırım yapmayan hükümet onu da küstürmek için elinden geleni yapmaktadır.
Diğer taraftan yerel iktidar anlamında Gümüşhane’de 3 dönemdir belediye MHP’nin elinde olmasına rağmen yerel yönetim anlamında ve belediyecilik hizmeti kapsamında şehrin en temel sorunlar hala çözülememiştir. Belediye başkanı vaatlerini yerine getirmek ve şehrin birikmiş sorunlarını çözmek yerine, halka ve etrafındakilere şirin görünme, basit ve temel insani ilişki ve faaliyetlerle durumu idare etmeye çalışmaktadır. Tabi bu arada her fırsatta da il dışında gezmeyi ihmal etmemektedir.
Yerel yönetim bağlamında MHP Gümüşhane’ye ne kazandırmıştır? Soruyorum ve cevapları halkın vicdanına bırakıyorum. Yani kısaca ister iktidar, isterse de yerel yönetim anlamında Gümüşhane'miz sahipsizdir.
Kimse sorumluluktan kaçamaz, ister yerel ister se de genel iktidardaysan sorun çözeceksin kardeşim. Didişme ve kavgalardan bıktı usandı bu millet, daya kısa süre önceki Meclis Kavgasını seyrederken bir vatandaş olarak utandım. Yazıktır.
Gümüşhane’de de yerel yönetim kapsamında AK Partili ve MHP’li yöneticiler ve icra ile görevli insanlar sürekli birbirleri ile mücadele, kavga içinde. Sonuç, ben sonuca bakarım, ülke de de, il dede bu kavga ve çekişme ortamından halkımız bıkmıştır. Ve inşallah ilk seçimde bu kavgacılara gerekli dersi verip, bizim önümüzü açacaktır.
Hedefimiz şehrimize sahip çıkmaktır. Umut ediyoruz ki Gümüşhane halkı aklını karıştıran ve kendini yanıltarak uyuşturan bu afyonun etkisinden kurtulur ve gerçekleri artık görür; menfaatini koruyacak, Gümüşhane'nin çıkar ve menfaatlerinin her platformda cesurca takipçisi olacak insanları gerekli yerlere taşır.
Şehrimizin nüfusu son yapılan nüfus sayımına göre 36.000’den 26.000’e düşmüştür, işsizlik tavana vurmuş durumdadır. Temennimiz odur ki halkımız bize destek olur ve bizler de Türkiye Değişim Hareketi olarak Allahın izniyle iktidara geldiğimizde halkımızın birikmiş sorunlarını hakkaniyetle çözeriz. Gümüşhane’de Esnafın Hali; Küçük esnafı kaderine terk eden, şirketleşin, bakkal işi bitti diyen, tabi kendisi büyük alışveriş zincirleri ve sermayenin en sevdiği kişilerin başında gelen başbakanımız var. Gümüşhane’de parakende alışveriş markalarının önde gelenleri birer ikişer mağaza açıyor ve açma peşinde, Fırıncı bile artık varlıktan yiyoruz, ayakta kalmak için mal satıyoruz diyor, bir konfeksiyoncu kardeşimiz 35 TL lik bir pantolon satıyor, 20 peşin 15 deftere, 25 lira asgari o günlük pazar masrafı, bütün iş bu. Öğlen gidiyoruz kasasındaki bozuk paradan başka parası olmadığını gösteren esnaf, Hergün Trabzon’a en az bin kişi gidiyor, alışveriş ve o çok övünülen sağlık gelişmelerine rağmen Trabzon’daki hastanelere taşınan hastalarımız, Gümüşhane’linin zaten az olan parası civar illere giderken esnafımız siftah yapamıyor, Borcu olmayan esnaf yok gibi, Böyle bir ortamda esnaf kefalet kooperatifler başkanlığı genel kuruluna katılan ak parti milletvekillerinin alkışlanıyor. Umarım centilmenlik ve misafir perverliktendir. Yok hala gözleri açılmamış ve uyanmamışlarsa yazık çok yazık. Çünkü bu yönetim bana göre zayıftan, küçük ve orta ölçekli esnaftan, fakir ve orta direkten, emekli dul ve yetimden, işçi ve memurdan, üretici ve çiftçiden yana değil, büyük sermayeden ve güçlüden, zenginden ve godamandan yanadır. Tarım ve üreticinin hali Tarım ve hayvancılık neredeyse bitirilmiş durumda, bir zamanlar tarımsal üretimde kendine yetebilen az sayıdaki ülkelerden biriyken, şuanda önamli tarımsal ithalat yapan ülke durumundayız, hayvancılık bitti, etin kilasu 30 TL, dünyanın en pahalı etini yiyoruz. Tabi bulup da yiyenler için. Kelkit-Şiran- Köse’ de tarımın durumu; Girdiler pahalı( gübre, mazot, ilaç, işçilik) Pazarlama yok, vatandaş birkaç komisyoncunun elinde kalmış, Ürün para etmiyor Ama mazot % 200 artmış DAP gübre 18 TL den önce 105 TL ye çıkıp Unakıtan familyasını zenginleşmesine gerekli katkıyı yaptıktan sonra şu an 35 TL, artış %100 ün üzerinde olmasına rağmen bulunmuyor. Her halde biraz daha zam bekleniyor Peki bu durumda ürün fiyatları ne olmuş? Buğdayın tonu 8 yıl önce 400 TL idi, şimdi aynı, Şeker pancarının 8 yıl önce tonu 118 TL idi şimdi 110 TL, Oysa pancarın tonu en az 250 TL olmalıdır. Ve inşallah, Allah’ın izniyle iktidara geldiğimizde pancara hak ettiği değeri biz vereceğiz Kardeşim nedir bu kotalar? Niye bizim çiftçimizi kotalara mahkum ederken AB çiftçilerini, Arjantinli, Meksikalı, ABD’ li çiftçileri zenginleştiriyoruz? Şeker pancarı kapasitesi 70 bin ton olan Kelkit bölgesinde kotalarla üretim 6 bin tona düşmüş , ABD’de %2, AB’de %1 tadlandırıcıya izin verirken, Türkiye %37.5 tadlandırıcıya izin veren kanunu bu hükümet kabul etti. Sonuçta, kim kazanıyor? Tadlandırıcı kanser bağlantısı, 5 milyon kanser vakası, birinin tedavi masrafı 20 milyar, ilaçlar nereden ABD’ den, büyük sağlık tekel ve kartellerine müşteri hazırlayalım, yani çift taraflı sömürü ve soygun özel hastane açma iznini bu hükümet kimlere veriyor bakalım. Allahın izniyle, inşallah iktidarımızda üretimin önündeki tüm engelleri kaldırıp, halkımızı soyup soğana çeviren ve üretimden kopararak onurunu zedeleyerek nakdi ve ayni yardıma muhtaç eden bu düzeni değiştireceğiz. Aşık mahsuninin dediği gibi: Yoksulun sırtından doyan doyana Bunu gören yürek nasıl dayana Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana Bilmem ağlasam mı, ağlamasam mı? Bu bereketli topraklarda, bu güzel ülkede yiğitleri kuru soğana muhtaç edenlerin Allah cezasını versin. Ama sabredeceğiz, Allah’ın izni ve halkımızın desteği ile ilk seçimlerde iktidara geldiğimizde bu soygun ve talan düzenini bir daha geri dönüştürülemeyecek tarzda değiştirip, üretimden, halktan, hak ve adaletten yana bir düzen kuracağız. Bu yolda önce hakka sonra sağduyulu halkımıza güveniyoruz. Bu yüzden diyoruz ki biz gerçekten daha güzelini, daha iyisini yaparak ülkemizi olumlu yönde gerçekten değiştirip, geliştirip kalkındıracağız inşallah. Milletvekillerine sesleniyorum, şu ilimizin ve ilçelerimizin sorunlarını çözün artık, bırakın boş işlerle uğraşmayı, Nerde Şiran-İkisu yolu, nerede Şiran-Çamoluk yolu ne zaman tamamlanacak kardeşim? Sadak barajı ne oluyor? Ne zaman harekete geçeceksiniz? Köylerdeki nüfus iyice azalıp tarım ve üretim yapan kalmadığında mı bu topraklar suya kavuşacak. Bu suyu Türk çifçisi değil de başka uluslararası kuruluşlar mı kullanacak? Şiran da Gümüşhane’de hayvancılık % 50 azalmış, dağlarımızda çoban yok çoban, kredileri çoğaltın, kefalet kolaylığı sağlayın ve faizleri iyice azaltın, ya kardeşim millette para yok para, siz uzayda mı yaşıyorsunuz? Kurbandan önce veya kurbanda hayvanını satanlar, sattığı hayvanını yerine koyamıyor. Tabi ne yapalım, biraz kömür biraz gıda yardımı yapar işi kurtarırız diyorsunuz, ama, boş hayal, artık bu halkı kandıramayacaksınız. Çekin ellerinizi, doğal yaşam alanlarımızdan, Çit Deresine yapılması planlanan, HES’lerle kime ne kazançlar sağlayacaksınız? Niye yılda 80 bin turistin ziyaret ettiği karaca mağaramızdan Gümüşhane hak ettiği geliri elde edemiyor? Nerede Süleymaniye Kayak Merkezi Projesi? Kime havale ettiniz? Kim takip ediyor? Camili bölgesine kayak tesisini kaydırmaya çalışan Bakan Faruk ÖZAK’a mı? Nüfusumuz hızla eriyor, sizler de Milletvekillerimiz olarak bundan şikâyet ediyorsunuz. İyi de kardeşim insanlar niye gidiyor? Bu göçü kim önleyecek? Siz iktidar değil misiniz? İktidar ağlama yerimi icraat yerimi? Kürtün’lerin bu adliye sıkıntısı nedir kardeşim, ya burası ilçe değil mi? Yazık değil mi bu insanlara? Niye üniversite konusunda Kürtün’e yardımcı olmuyorsunuz? Torul’un bu durumu ne ? Kaderine mi terk ettiniz bu güzel ilçeyi? İşsizlik Torul’da tavana vurmuş tavana.
Peki biz ne yapacağız?
21.Yüzyılın başındayız ve tüm olumsuzluklara rağmen ülkemizin potansiyeli, iç dinamikleri, insanlarımızın her gün artan bilgi-görgü ve birikimi, çoğalan değişim talepleri ile beraber ülkemizin önüne 21. Yüzyılın getirdiği fırsatlar bizleri heyecanlandırıyor ve geleceğe umutla bakıyoruz...
Tarımsal üretimin teşviki; 1. Tarımda devlet desteği, tarım ürünlerinin bölgesel ve iklimsel özelliklere göre ürün planlaması doğrultusunda mutlaka yeniden ve güçlü biçimde uygulamaya sokularak tarımsal üretim geliştirilecek,
2. Planlanmış ürün yetiştirme düzenlemesi sonucu; tarım ürünlerimizin ulusal düzeyde gereksinmelerimiz ile ihracat talepleri doğrultusunda üretilmesi sağlanacak, üreticilerimizin yetiştirdikleri ürünleri maksimum değerde piyasaya sahip olacak, gereksiz rekabet ortamı yaratılmayacak,
3.üreticilerimizin yetiştirdikleri ürünler, sanayi tabalı olsun ya da olmasın, mutlaka her ürün ayrı ayrı her yıl, o ürün kalemi için üreticilerimizin maliyet ve kazanç beklentileri dikkate alınarak taban fiyatları belirlenecek, bu belirleme; üretici, çiftçi, ziraat odaları vb. Kurum ve kuruluşlarla birlikte ortak kararlarla alınacak,
4.ulusal ve bölgesel özelliklere sahip ürünlerimiz; pamuk, tütün, şeker pancarı, mısır, fındık, buğday vb. Ürünlerimizin ana alıcısı yeniden tmo, fiskobirlik, şeker fabrikaları vb. Kuruluşlar olacak ve bu kuruluşlarımız eskisinden çok daha güçlü ve etkili olacak biçimde yeniden yapılandırılacak ve bu ürünlere devlet gözle görülür destek verecek,
5.ulusal ve bölgesel özelliklere sahip geleneksel tarım ürünlerimiz (pamuk, tütün, fındık, buğday vb.) Yeniden canlandırılacak ve ekonomimizin yeniden lokomotif ürünleri haline getirilecek, ülkemize dayatılan kota uygulamalarına kesinlikle son verilecek,
6. Avrupa birliği tarım müktesabatının bizim ürünlerimizi (fındık, üzüm, narenciye) koruyacak şekilde düzenlenmesi mutlaka sağlanacak,
7. Köylerde yeniden üretimin sağlanarak büyük şehirlere göçün cazibesini ortadan kaldırmak maksadıyla tarımsal üretimlerin teşvik edilmesi ve köylerde yerleşim koşullarını iyileştirmek üzere; suyun ekonomik ve kolay kullanımı, tarımsal el sanatlarının geliştirilmesi, bölgesel ekip, ekipman ve mekanizasyonun oluşturulması, lokal ve bölgesel kooperatif, birlik ve şirketleşmelerin teşviki sağlanacak,
8.tarımda teşvik uygulamaları, göstermelik olarak değil; gerçekten tüm üreticilerimizi sıkıntı ve üretim sorunlarından soyutlayacak düzeyde, günün koşullarına uygun, geniş ürün yelpazelerini kapsar biçimde gerçekleştirilecek, bu kapsamda üreticiye nakdi yardımda bulunulacak, yardımların verilme döneminde bizzat üretim yapılan bölgede ve ürün bazında nakdi yardımlar verilecek,
9.çiftçilerimize uzun vadeli, sıfır veya son derece düşük faizli tarım kredileri, karşılıksız tohum, gübre ve yakıt destekleri mutlaka sağlanıp gerçekleştirilecek,
10.stratejik, sanayi ve özellikle enerji alternatifi özellikli ürünler (kanola, aspir, soya, sorgum, miskantus, pavlonya, jojoba vb. Bitki ve ağaç türleri) son derece uygun destekler ve hibelerle teşvik edilecek, bu ürünlerin ekim, dikim ve yetiştirilmeleri sağlanacak, bu ürünlerin üretimi sosyal tabanlı projeler olarak gerçekleştirilecek,
11.yüksek verimli, genleri ile oynanmamış, doğal, ülkemiz üretim koşullarına ve doğamıza ait ürünlerin tohumları, tarım bakanlığımızın yeniden kuracağı tohum ıslah istasyonlarında ıslah edilerek verimlilikleri maksimum, maliyetleri minumum düzeyde olmak üzere üretilip çiftçilerimizin hizmetine sunulacak, doğal, organik ve kimyasal maddelerin üretimde kullanılmadığı ürünlerin yetiştirilmesi teşvik edilecek,
12.sanayinin ana girdisi konumundaki tarım ürünlerimizin üretim planlamaları, ilgili sanayi dal veya dallarının gelişimlerine paralel olarak yapılacak, bu üretimlerin ihracat artış ve taleplerindeki avantajları öncelikle çiftçilerimize yansıtılacak ve bölgesel çapta tarıma bağlı sanayinin kurulması mutlaka sağlanacak,
13.diğer bakanlıklarda olduğu gibi, tarım bakanlığındaki kısa, orta ve uzun vadeli üretim ve tarım planlamaları mutlaka çiftçilerimizin de içerisinde yer aldığı kitlesel demokratik mesleki örgütlerle birlikte yapılacak,
14.tüm tarım ürünleri üretimlerinin planlamaları yapılırken, öncelikli olarak ülkemiz ve dünyamızda talebi yükselen ürünler ile komşu ülkelerin gereksinimleri dikkate alınacak,
15.“yerli malı, yurdun malı..” Özgünlüğü ve üretimin onur ve kutsallığı yeniden ve sonsuza kadar tesis edilecek, köylü gerçekten ve yeniden, milletin efendisi olacaktır.
16.başta tarım ürünlerimiz olmak üzere, tüm üretim sistemimizin ana unsuru olan asıl girdiler(tohum, gübre, yakıt gibi) tümüyle bize ait üretimler olacak, bu konudaki dışa bağımlılık hali derhal sonlandırılacak,
17. Hayvancılıkta yem bitkileri teşvikine devam edilerek üretim artışı sağlanacak,
18. Suni tohumlama ve melez ırkların seçimi mutlaka etkin bir şekilde başarılacak,
19. Çayır- mera oluşumları ve mevcutların etkin bir şekilde koruyarak demonsrasyon yapılacak,
20. Hayvansal üretimlerin üreticiden alınıp kolay ve rahat sunumunu sağlayacak zincir sistemi oluşturulacak,
21 tarımsal ürünlerin pazarlama sistemi gerçekçi teşviklerle desteklenerek oluşturulacak ve hal sistemi yeniden gözden geçirilecek,
22.ülkemiz yeniden tüm saygınlığı ile birlikte yeniden, dünyada kendi kendine yetebilen ender ülkelerden birisi konumuna getirilecek,
Üretken ve istihdam sağlayıcı çevreci yönetim anlayışı; 1. Doğamızı, geriye dönüşü olmayan boyutlarda kirleten; çevresel atıklar, kent çöpleri, atık sanayi ve mutfak vb. Yağları ve ömrünü tamamlamış veya defolu üretim nedeniyle kullanım dışı konumdaki atık lastikler; son derece önemli ekonomik değere sahip hammadde kaynakları olarak değerlendirilerek, dönüştürülmek suretiyle ekonomimize kazandırılacak,
2. Kent çöpleri elektrik ve doğal gübre üretimi anlamında değerlendirilip dönüştürülerek çok ciddi ekonomik kaynak konumuna sokulacak,
3. Bu vb. Dönüştürüm ve değiştirimlerin hızla üretim alanlarına aktarılıp ciddi istihdam alanları yaratılması sonucu; eşit, dengeli, adil, düzenli ve istikrarlı gelir kaynak ve alanları yaratılacak, bunların sonucu olarak da sermayenin tabana; eşit, dengeli ve yeterli düzeyde dağılımı sağlanacaktır.
4. Ülkemizde tarıma uygun olduğu halde uygulanan kötü tarım politikaları nedeniyle kullanım dışı konumdaki 40 milyon dekar civarındaki arazinin; toprak yapısı, bölgesel ve iklimsel özellikleri ile sulu veya kuru tarımsal nitelikler de dikkate alınarak bu çerçevede oluşturulacak planlama ile buralarda hızlı gelişen bitki ve ağaç türleri ve enerji bitki ve türlerinin yetiştirilmesi sağlanarak, ülkemiz açısından son derece hayati önem taşıyan kaynakların oluşturulması gerçekleştirilecek,
5. Doğayı kirletmeyen, ilk anda petrol açısından dışa bağımlılığımızı büyük ölçüde azaltacak, araçlarda, iş vb. Makinelerinde kullanılacak bitkisel kökenli yakıtları üretmek üzere kanola, aspir, soya vb. Yağlı tohum türlerinin ekim, dikim ve hasatları geniş alanlara yaygınlaştırılacak, bu vb. Türler ciddi boyutlarda teşvik ile desteklenecektir.
Hedeflerimiz büyüktür. 5 yılın sonunda; 5 milyon 600 bin insana iş ve aş, toplam milli geliri ise %50 oranında artırmak hedefimizdir. Türkiye’nin kaderini değiştiriyoruz; büyük kalkınma projemizi açıklıyoruz. Kalkınma proje-1 birleşik tarımsal üretim projesidir. Ayrıntılar için mutlaka ; www.bedriagac.org ve www.tdhgumushane.org sayfalarını ziyaret edin, her şeyimizle projelerimizi kamuoyunun değerlendirmesi ve takdirlerine sunduk, Biz boş laf değil proje ve çözüm üretiyoruz. Ve inşallah, Allah’ın izniyle iktidara geldiğimizde bunların hepsini ve daha fazlasını hayata geçireceğiz. Projelerimizin hayata geçirilmesi ile 1.400.000 çiftçi ve ailesi ile birlikte (her aileyi asgari 4 kişi olarak ele alırsak) 5.600.000 bireye iş olanağı sağlanmış olacaktır.
Çiftçi ve üretici ailelerimizin aile bazında 8. Yıla kadar elde edilecek kazançları; 14ton yağlık tohum x 650tl = 9.100tl., 3,5ton bal x 4,500tl = 15.750tl olmak üzere yılda; 15.750tl + 9.100tl = 24.850tl olacaktır.
Bu kazancın da yine yıl bazında 12 eşit ödeme şeklinde yapıldığını dikkate aldığımızda, bu bölge üretici ailesi 8. Yıla kadar her ay 2.070tl düzenli girdi sağlayacak,
Bu; 8. Yıldan itibaren pavlonya’dan en az elde edilecek kazançla birlikte toplam gelir; 24.850tl + 19.500tl = 44.350tl/yıl olacak ve yine aylık ödemeler bazında her çiftçi ailesi için her ay en az: 3.700tl olarak gerçekleşecektir.
Bu projenin uygulanması sonucu ülkemizde yaratılacak ulusal ekonomik değer, bu projenin etkileyip tetikleyeceği diğer sektörler hariç, en az: 100.000.000.000tl pavlonya + 18.900.000.000tl bal + 11.000.000.000tl yağlık tohum + 9.200.000.000tl petrol ithalat tasarrufu + 9.500.000.000tl petrodizel yerine kullanılan biyodizelin sağladığı tasarruf + 8.400.000.000tl hayvan yemi üretimi olmak üzere = 157.000.000.000tl olacaktır. Yani ülkemizin toplam milli gelirinin üçte biri bir artışı bu proje ile sağlıyoruz. Sonuçta üretiyoruz ve zenginleşiyoruz.
Hedefimiz herkese onurlu bir gelir elde edebileceği iş imkânı sağlamak ve toplumumuzu tekrar üretime çekmek suretiyle zenginleşmek ve elde edilecek geliri hakça ve adilce paylaşmaktır.
Tek amacımız bu güzel ülkenin güzel insanlarının daha huzurlu, daha bereketli ve daha mutlu bir hayat sürerek bu ülke vatandaşı olmalarından gurur duymalarını sağlamak ve ülkemizi dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri yapmaktır. Tüm kamuoyunun ilgisi ve desteğini bekliyoruz. Projenin tüm ayrıntıları için: http://www.bedriagac.org
Bu hedeflerin gerçekleştirmesine dönük tüm projelerimiz ve bunları uygulayacak kadrolarımız hazır durumdadır.
Biz Gümüşhane halkından umutluyuz, Gümüşhane halkı ya bu kaderi değiştirip yeni bir sayfa açacak yada sorunları çözmeden kaos ortamında çaresizce yaşamaya devam edecektir. Oysa Gümüşhane çaresiz değildir. Çare Sn. Mustafa Sarıgül’ün liderliğindeki Türkiye Değişim Hareketidir. Geçmişte hangi siyasi grup ve görüşten olursa olsun herkesi bu büyük mücadelede bize destek olmaya çağırıyorum. Bayrağı, milleti, ülkesi, milli ve manevi değerleri ile sorunu olmayan herkese kapımız ve gönlümüz açıktır.
Bedri AĞAÇ
TDH Gümüşhane İl Başkanı
GÜNDOĞUMU
|
|
|
|
|
Sitedeki haber dosyaları ve röportajlar hazırlanırken hukuk servisindeki avukatlarımızla sürekli kontak halinde çalışıyoruz. Haberlerde kullanılan fotoğraflar temsili olup hiç kimsenin özel hayatı deşifre edilmemektedir. Sitede yer alan haberler ve röportajlar gundogumu.com'a aittir ve bu haberlere ait hiçbir bilgi tarafımızdan izin alınmadan -değiştirilerek dahi olsa - hiçbir 3.kişi/kuruluş tarafından kullanılamaz. Kullanıldığı takdirde ilgili kişi ve kurumlara karşı hukuki süreç başlatılacaktır.
|
|
| Gümüşhane'yi görmek için Gümüşhane'ye gitmek şart değil! Tıklayın! |
|
|
|